fbpx

Kekemelik Nedir?

Kekemeliğin nedenleri nelerdir?

Kekemeliğin asıl sebebi hala bilinmemektedir. Muhtemel etkiler arasında ise, konuşma kaslarının koordinasyon bozukluğu, nefes problemleri, dil gelişim seviyesinde problem olması, diğer iletişimsel problemler ve yaşamsal stresler yer alır. Aynı zamanda kuvvetle muhtemeldir ki kekemeliğe sebep olan durum ile kekemeliğin artış ve ilerleyişine sebep olan durumlar birbirilerinden oldukça farklıdır. Kekemelik büyük ihtimalle genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin karışımına bağlı olarak ortaya çıkar ve farklı kişiler için farklı oluşum sebepleri vardır. Kekemeliği olan çocukların, akıcı konuşması olan çocuklardan daha fazla oranda psikolojik problemleri olması ihtimali yoktur! Ancak bunun yanı sıra kekemelik problemi ile başa çıkmak kişiler için zorlayıcı olabilir ve bu da kişinin yaşam kalitesini kötü yönde etkileyebilir.

Kekemelik hangi yaşta ortaya çıkar?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş).

Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?

Kekemelik erkek çocuklarda kız çocuklara göre 4 kat daha fazla görülür.

Kekemeliğin tedavisi var mı?

Kekemelik erken dönemde müdahale edilmesi gereken bir akıcılık bozukluğudur. Kekemelik erken yaşta tedavi edilebilen, kronik halde ise kısmen  kontrol edilebilen bir bozukluktur.

Konuşma akıcılığı bozuk olan bir çocuğa nasıl yaklaşmalısınız?

Çocuklar akıcı konuşmadıklarının farkında olmayabilirler. Böyle bir durumda akıcılık bozukluğuna dikkati çekmemek gerekir. “dur ve yeniden söyle”, “konuşmaya başlamadan önce düşün”, “daha yavaş konuş” ya da “dilini arı mı soktu?” gibi yorumlar durumu çözmeye yardımcı olmayacaktır. Çocuğun ne anlatmakta olduğuna odaklanın ve onu dikkatle, sabırla dinleyin, çocuğun bunu nasıl söylediğine odaklanmayın. Eğer çocuğun konuşmasına bağlı olarak üzülmekte olduğunu gözlüyorsanız ona konuşma güçlüğü içinde olduğunu fark edip anlayışla karşıladığınızı destek olacak şekilde hissettirebilir, söyleyebilirsiniz. “bunu söylemek biraz zor oldu gibi gözüküyor”, “bunlar olabilir” ya da “bazen kişiler konuşmakta güçlük çekebilirler” gibi yorumlar çocuğun kekemelik ile daha etkili bir şekilde başa çıkmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.

Konuşma akıcılığı bozuk olan bir yetişkine nasıl yaklaşmalısınız ?

Kekemeliği olan yetişkinler de akıcı konuşabilen yetişkinlerle aynı oranda konuşarak ifade ettikleri fikirlerine önem verilmesini , sabır ve dikkatle dinlenmeyi hak etmektedirler. Bu kişilerle konuşurken başka yerlere bakmayın, onları acele ettirmeyin, sözlerini kesmeyin ya da onların yerine cümleleri tamamlamayın! Sizin yardım amacıyla gösterdiğiniz bu çabalar endişe ve heyecanın artmasına, konuşma problemine daha fazla odaklanıp sıkılmaya yol açacak, durumu olduğundan daha kötü hale getirecektir.

Bu problem konusunda kimlerden yardım alabilirsiniz?

Çocuk ve yetişkinlerdeki kekemelik problemleri konusunda deneyimi olan Dil ve Konuşma Terapistleri kekemeliği olan kişileri değerlendirme ve tedavi etme konusunda eğitim almış kişilerdir. Uzman Dil ve Konuşma Terapistleri kekemeliği olan kişileri teşhis, değerlendirme ve tedavi etme konusunda yetkili olan uzmanlardır.

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir?

Dil ve Konuşma Bozukluklarında Erken Müdahalenin Önemi:

Erken müdahale ve bireysel ihtiyaçlara uygun olarak belirlenmiş yöntemler hedeflere ulaşmada oldukça başarılı sonuçlar verir. Her şeyden önce, uygun bir değerlendirme ile mevcut durum analiz edilmeli ve geç kalınmadan bir program belirlenmelidir.

Erken çocukluk döneminde ilk 3 yıl çok önemlidir. Bu 3 yıl içerisinde çocuğun fiziksel, bilişsel, iletişim, sosyal ve öz bakım becerilerindeki gerilikler ve aynı zamanda bilişsel, sosyal ve iletişim becerileri için temel yapı taşı olan dil ve konuşma geriliklerinin tespiti ne kadar erken olur ise terapiden yararlanma düzeyi de o kadar artacaktır. Bu yüzden ilk 3 yılda gelişimsel gerilik, işitme kaybı, otizm, motor bozukluklar, artikülasyon bozuklukları, yarık damak dudak gibi dil ve konuşma gelişimini etkileyen durumlar da tanı konulur konulmaz dil ve konuşma terapisi alınması, çocuğun yaşına uygun düzeyde dil ve konuşma gelişim düzeyini yakalaması açısından oldukça önemlidir. Dil edinimi 7 yaşa kadar gerçekleşirken 7 yaşından sonra dil edinilmez öğrenilir. Bu yüzden ne kadar erken müdahale de bulunulur ise o kadar olumlu sonuçlar beklenebilir. ‘Nasılsa konuşur’ ya da ‘Babası da geç konuşmuştu’ yaklaşımı ile gecikmiş müdahaleler vakanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkiler.

 

Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir?

Gecikmiş dil ve konuşma, dil edinim süreçlerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ‘normal’ olarak kabul edilen zamandan daha uzun sürmesi ve yaşıtlarından bu açıdan geri kalması olarak tanımlanmaktadır. Normal gelişim açısından bakıldığında bir çocuğun 12-18 aylar arasında ilk sözcüklerini söylemesi, tek sözcüklerden oluşan dağarcığı yaklaşık 50 sözcüğe ulaştığında (24. ay civarı) cümle kurmaya başlaması, 3 yaşındaki çocukların ise daha uzun, karmaşık ve kurallı cümleler kurması beklenir. Dil edinimi süresinde normal kabul edilen veya edilmeyen gecikmeler olabilir. Bir çocuğun 3 yaşına gelmiş olmasına rağmen cümle kuramıyor olması yani isteklerini hala işaretlerle ifade etmesi, 4 yaşını doldurmasına rağmen anlaşılırlığın çok düşük olması, 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen hala /l/ ve /r/ seslerini üretmekte güçlü çekmesi durumlarında bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından bir an önce değerlendirilmesi gerekir. Bu durum iki şekilde ortaya çıkmış olabilir. Çocuk ses üretebilecek beceriye sahip olabilir fakat bununla ilgili bilgisi yeterli olmayabilir. Ya da çocuğun bilgisi dilbilgisel olarak yaşına uygundur fakat konuşma seslerini üretecek bilgisi yetersizdir. Gecikmiş dil ve konuşma sorunu olan çocuklar dil sistemini yaşıtlarına göre daha geç edindikleri için okul döneminde okuma-yazma ve öğrenme güçlükleri yaşayabilmektedirler. Hangi dil ve konuşma probleminin uzman müdahalesine ihtiyaç duyduğu dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Çocuğun eksiklikleri,  yetersiz olduğu belirlenen becerilerin gelişimsel edinim sırası ve çocuğun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilecek bir terapi programı ile giderilmesi gerekir.

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Dizartri Nedir?

Dizartri Nedir?

Dizartri, Dizartri bir motor konuşma bozukluğudur. Dudak, dil ve diyafram da dahil olmak üzere, konuşma üretimi için kullanılan kasların bozulmuş hareketinden kaynaklanır. Dizartri tipi ve şiddeti, sinir sisteminin hangi alanının etkilendiğine bağlıdır.. Dizartrinin sebebi, konuşurken kullanılan kasların kontrol ya da koordine edilmesinde güçlük yaşanması ya da bu kasların zayıf olmasıdır. Dizartri çoğunlukla anlaşılması zor olabilen geveleme tarzında ya da yavaş konuşmayla karakterizedir.

Dizartrinin sık görülen sebepleri inme, beyin hasarı, beyin tümörü, yüz felcine ya da zayıflığına sebep olan durumlar ve dejeneratif bozukluklardır. Dizartri ayrıca sakinleştirici ilaçlar ya da uyuşturucular gibi bazı maddeler sebebiyle de oluşabilir.

Dizartrinin tedavisi, mümkünse, altta yatan sebebe yöneliktir ve bu, konuşmayı düzeltebilir. Konuşma terapisi, genellikle, dizartrili kişilerin konuşmasını düzeltmek için faydalıdır. Eğer dizartri, reçeteli ilaçlar sebebiyle oluşursa, ilaçları değiştirmenin ya da bırakmanın faydası olabilir.

Dizartri rahatsızlığı, genellikle beynin konuşmada kullanılan motor kasları yöneten bölümlerinde hasar oluşması sonucunda meydana gelmektedir. Parkinson, ALS, MS gibi bazı hastalıklar da dizartriye sebebiyet verebilmektedir. Beyin tümörleri, felç geçirilmesi, doğum öncesi anomaliler de bu rahatsızlığa neden olan diğer etmenlerden bazıları olarak sıralanabilir.

Dizartri rahatsızlığı, genellikle beynin konuşmada kullanılan motor kasları yöneten bölümlerinde hasar oluşması sonucunda meydana gelmektedir. Parkinson, ALS, MS gibi bazı hastalıklar da dizartriye sebebiyet verebilmektedir. Beyin tümörleri, felç geçirilmesi, doğum öncesi anomaliler de bu rahatsızlığa neden olan diğer etmenlerden bazıları olarak sıralanabilir.

Dizartrisi olan kişinin sizi rahatlıkla anlayacağını unutmayınız. Bu sebeple konuşurken yavaş veya yüksek sesle konuşmaya gerek yoktur.

Dizartisi olan kişinin konuşması ve size cevap verebilmesi için zaman tanımak gerekir. Onu anlayamıyorsanız anlamış gibi yapmayıp, onun bunu bilmesini sağlayın. Kağıt kalem kullanmak yardımcı olabilir.

Uzman yardım gerektiği için Dil ve Konuşma Terapisi alınmalıdır.

 

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

ABA Eğitim Danışmanı

ABA Eğitimi Danışmanlık Hizmetlerimiz Devam Ediyor

Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ile devam ettirdiğimiz ABA eğitimi danışmanlık hizmetimiz başta otizm olmak üzere özel gelişim gösteren çocuklara umut olmaya devam ediyor.

ABA Eğitim Danışmanı

“Erken destek eğitim birimi” yapılanması için danışmanlık hizmeti alan Tekirdağ Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezi Öğretmenleri Algı Grup bünyesindeki AR-GE birimimiz olan Algı ABA Terapi Merkezimizi yerinde ziyaret ederek öğrencilerimizin seans gözlemlerini yaptılar.

ABA Eğitim Danışmanı

Düzce Üniversitesi’nde 7 Dokunuş Semineri Gerçekleştirdik

Düzce Üniversitesi PDR bölümünün düzenlemiş olduğu Güz Dönemi Kapanış Şölenine Algı ABA Terapi Merkezi olarak katılım gösterdik.

Algı Grup Yöneticisi Selim Parlak ve Algı ABA Terapi Merkezi Program Koordinatörü Klinik Psikolog Özge Özgeç Gürel’in anlatımıyla «Özel Eğitimde İyi Örnekler “7Dokunuş Vaka Sunumu semineri” 26 Aralık Çarşamba günü Cumhuriyet Konferans Salonunda Saat 13.00-14.20 arası düzenlendi,

Program sonunda Düzce Üniversitesi PDR Topluluğu, Selim Parlak ve Özge Özgeç Gürel adına TEMA Vakfı aracılığıyla bağış yaptıkları kartı takdim ettiler,

Eğitim Merkezi Yönetimi

Eğitim Merkezi Yönetimi

Bazen diyorlar ki, “Çok ticarisiniz…” Bu yazımda eğitim merkezi açma ve bunu başarıyla sürdürebilme döneminde yaşanabileceklerden bahsetmek istiyorum. Bu öyle kolay olsaydı, her kurum açan en az 10-15 yıl devam ettirebilirdi diye düşünüyorum.

“Uzaktan davulun sesi hoş gelir” diye bir söz vardır. Bizim mesleğimizde de durum biraz böyle. Eğitim kurumu demek marka demek, kurumsallık demek, patent demek, markanı bir başkası kullanmasın diye para yatırımı yapmak demek. Sonra senin markanı buna rağmen kullananlara karşı uyarmak, gerekirse hukuki süreçlere girmek demek…

Eğitim kurumu demek fatura demek, muhasebe demek, vergi demek, girdi-çıktı demek, muhasebeci, mali müşavir demek…
Eğitim kurumu demek, personel demek, güvenmek demek, yetiştirmek demek, zaman ayırmak demek…

Nereden bilirsin ki yetiştirdiğin personel seni yüz üstü bırakmayacak… Tüm bunlar maddi gücü olduğu kadar insan sarrafı olmak zorunluluğunu da getiriyor.
Eğitim kurumu demek, veli demek, çocuk demek… İyi niyetle hareket etmek demek. Manevi bir hissiyat ve iyi duygular demek.

Bunların yanında yeri geliyor paranı tahsil etmekte zorlanıyorsun. Hatta aradan aylar, yıllar geçiyor, arıyor, ulaşamıyorsun. Ondan alamadığın ödeme, senin diğer ödemelerini aksatıyor…

Eğitim kurumu demek karşında çalıştığın firmanın naylon fatura kullanıp kullanmadığını müneccimlik ile bilmek demek. Bilmezsen vergi dairesi sana öğretir demek.

Eğitim kurumu demek eğitime para ayırmak demek. Nereye gideceği belli olmayan, hayat amacını oturtamamışlar ile karşılaşırsan sürekli personel sirkülasyonun olur demek. O zaman yenisini bulman gerekir ve onu yetiştirmek için de ekstradan personel maaşını senin ödemen gerekir. Dolayısıyla bu da zaman kaybı, para kaybı demek.

Ama bunlar hizmet alanın bilmediği, görmediği, duymadığı, bizim de onlara yansıtmamak için var gücümüzle çalıştığımız konular…

Eğitim kurumu demek, kaliteli eğitim demek. Sistem demek. Zamanı yönetmek demek. Öncelikleri belirleyip doğru planlamayı yapabilmek demek. Bunları yaparken maddiyatın tuzağına kapılmamak için çaba sarf ederken, kaygı seviyesi yüksek ailelere hizmetin en iyisini sunabilmek için yaptığımız çalışmaları biraz anlatmak, iç dökmek istedim. Değerlendirme ve eleştirilere her zaman açığız yeter ki iyi niyetli davranalım ve empati kurmayı unutmayalım.
Sistemli hareket etmenin başarıdaki payı yadsınamaz, bu bir çocuğun eğitimi için olduğu kadar kurumların başarı tablosu için de gereklidir.
Anlatmak istediklerime aslında satırlar ve sayfalar yetmez. Bu yüzden yazıma burada son veriyorum.

Yazı: Selim PARLAK / Algı Grup Yöneticisi

 

Kaynak: ÖÇED

ABA Terapisi Eğitim Serisi 7. Dönem 4. Modül Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü Nicky Nükte Altıkulaç’ın anlatımıyla ABA Terapisi Eğitim Serisinin dördüncü modülü 09 Aralık 2018 Pazar günü gerçekleşti.

ABA (Uygulamalı davranış analizi) alanında çalışacak profesyonelleri yetiştirmek üzere All Kids First, LLC. ve Algı Grup işbirliği ile eğitim serisi düzenlenmektedir. ABA Yöntemlerinin 5 modüllük serinin 4. Modül eğitimi ABA Yöntemlerinden FBA (Functional Behavioral Analysis) / Fonksiyonel Davranış Analizi 09 Aralık 2018  Pazar günü Algı Özel Eğitim Merkezi Seminer Salonunda gerçekleşti.

ABA Yöntemlerinden FBA (Functional Behavioral Analysis) / Fonksiyonel Davranış Analizi

  • Modül 1, 2 ve 3’un kısaca gözden geçirilmesi
  • FBA /Islevsel Davranış Analizi nedir? Hangi durumlarda kullanılır?
  • FBA’de kullanılan teknikler nelerdir?
    • DRİ
    • DRA
    • DRO
    • DRL
    • DRH
  • Problem davranışı nasıl gözlemleriz?
  • Nasıl veri toplarız?
    • ABA gözlem formu
    • Aileyle/öğretmenle görüşme formu
    • Günlük program formu
    • Scatterplot formu
    • MAS formu
    • QAFB formu
  • Bu verileri nasıl değerlendiririz?
  • Davranış planına nasıl karar veririz?
  • Planın uygulanması
  • Veri toplanması ve değerlendirilmesi
  • Katilimcilarin soruların cevaplanması

Devam edecek olan eğitim serilerinin tarihleri;

5. Modül- 10 MART 2019 pazar,

aba-terapi

Engellilik Araştırmaları Konferansında Çalıştay Düzenledik

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDEN ENGELLİLİK ARAŞTIRMALARI KONFERANSI ve “ABA TERAPİ ATÖLYESİ”
İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Engelliler Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen “Dünden Bugüne Engellilik” temalı Engellilik Araştırmaları Konferansı 15-16 Kasım 2018 tarihleri arasında, Üniversite’nin Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.

16 Kasım 2018 Cuma günü saat 11.30-12.30 arasında “ABA Terapi ile Öğretim Süreci ve Bir Vaka Sunumu”‘nu Algı Grup kurucularından Selim Parlak, Algı ABA Terapi Merkezi Koordinatörü Özge Özgeç Gürel ve ABA Terapisti Hazal Önder tarafından 3 nolu salonda gerçekleşti.

Çalıştayda, data analiz formlarının öğretimi gerçekleşti ve uygulamalı olarak katılımcılardan bu data analizlerin doldurmaları istendi.

Soru-cevap ve öğretim şeklinde geçen çalıştaya katılım oldukça yoğundu.

Ayrıca Yedi Dokunuş atölyemizin yanı sıra konferansta 15 uygulamalı atölye; Danstan tasarıma, eğitimden bağımsız yaşama, engellilik deneyiminin farklı boyutları uygulamalı atölyelerde katılımcı ortamlar yaratarak deneyimlendi.

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencileri Algı ABA Terapi Merkezini Ziyaret Etti

Algı Grup ve Koç Üniversitesi işbirliği çerçevesinde Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. Sınıf Psikiyatri Stajı kapsamında, 15 Kasım 2018 tarihinde Otizm Spektrum Bozukluklarında kanıta dayalı özel eğitimleri yerinde gözlemlemek ve tartışmak amacıyla, Algı Özel Eğitim Kurumları merkezlerimize ziyaret gerçekleştirmişlerdir.

Algı ABA Terapi Merkezi ve Algı Özel Eğitim Merkezi’nde eğitim gören özel gereksinimli çocuklarımızın seanslarını gözlemleyen öğrenciler, Özel eğitim sürecinde aile desteğinin önemi, Çocuğun alacağı tanıya karşı ailelerin göstermiş olduğu dirençler, Çocukların eğitim programlarının içerikleri, Öğretmenlerin ailelere seanslar hakkındaki geri bildirim aktarılması konularında bilgi sahibi oldular;

Gözlem sonrasında Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, çocukların terapist ve koordinatörlerinden ayrıntılı bilgiler aldılar.

Soru cevap şeklinde gerçekleşen kısa toplantıda Algı Özel Eğitim Kurumları kurucularından Parin Yakupyan, Koç Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Tuba Mutluer, Algı Özel Eğitim Merkezi Aile Danışmanı/Psikolog Türker Omcacıoğlu ve Algı ABA Terapi Merkezi Yardımcı Direktörü Elif Sanal Çalık eğitim programları hakkında bilgiler verdi.

Yeni Bir Otizm Terapisi Öncesi Ailelerin Yanıt Bulması Gereken Sorular

Beklentiniz ne olursa olsun çocuğunuz için doğru terapi türünü seçmek kolay bir iş değildir.

Söz konusu otizmli çocuklar olduğunda, davranışsal belirtileri geliştirmeyi amaçlayan birçok program mevcuttur. Bazıları otizme sebep olan temel problemleri bile “düzeltmeyi” vaad eder. Her çocuk en etkili terapilere bile cevap vermeyebilir ve bazı çocuklara da az popüler tedavilerin iyi geldiği görülmektedir. Ebeveynler mümkün olduğunca en çok önerilen terapiyi bulmalıdır, çünkü her terapi kabul edilen bilimsel gerçeklerle temellendirilmez ve her yeterli programda, eğitimli öğretmenleri ve terapistleri işe almaz. Bir ebeveynin araştırması terapinin çocuk üzerindeki etkilerini araştırmayla sınırlandırılmamalıdır. Aynı zamanda çocuğun ailesi ve kardeşlerine etkisi de araştırılmalıdır.

Amerika Otizm Topluluğu ve Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü, bir ebeveynin, yeni bir otizm terapisi hakkında sorması gereken sorulardan başlıklar üretmiştir. Aşağıdaki sorular bu başlıklardan temel alınmıştır.

– Tedavi çocuğa zarar verecek mi? Bu tedaviden zarar gören herhangi bir çocuk var mı?

– Tedavinin başarısızlığı çocuğumu ve ailemi nasıl etkileyecek?

– Tedavinin bilimsel geçerliliği var mı? Araştırmam için bilimsel eser sağlayabilir misiniz?

– Çocuğumun süreci nasıl değerlendirilecek? Çocuğumun davranışları sıkı bir şekilde gözlemlenip kaydedilecek mi? Belirlenmiş değerlendirme kriterleri var mı? Bilimsel geçerlilikleri var mı?

– Terapinin amaçları çocuğum için anlamlı mı? Örneğin, kendine uyarıcı davranışları yüzde 10 oranında azaltmayı amaçlayan bir terapi katılmaya değer olmayabilir.

– Bu tedavi çocuğumun mevcut programıyla nasıl birleştirilecek? Çocuğun diğer ilgi ve amaçları ile bütünsel (holistik) yaklaşımı var mı? Bir ebeveyn işlevsel müfredat, mesleki yaşam ve sosyal becerileri yok sayan bir tedaviye körü körüne bağlanmamalıdır.

– Bu program diğer çocuklar için ne kadar başarılı olmuştur?

– Ne kadar çocuk normal okullardan gitmiştir ve bu çocuklar neler sergilemişlerdir?

– Personellerin nitelikleri nelerdir? Kaç personel çocuğumla çalışabilir? Personellerin otizmli yetişkin ve çocuklarla çalışma tecrübesi ve eğitimi var mı?

– Organize edilen ve planlanan aktiviteler nelerdir? Bunları kim planlamıştır?

– Öngörülebilir günlük işler ve rutinler var mıdır?

– Çocuğumla kaç kişi ilgilenecek?

– Çocuğuma verilen görevler ve ödüller kişisel olarak motive edici olacak mı? Ödüller nelerdir? Ödül sistemi evde de uygulanacak mı? Program beni terapiye evde devam etmem için hazırlayacak mı?

– Terapi ortamı en az dikkat dağıtıcı düzeyde mi tasarlandı?

– Bu terapinin zaman ve mali tutar açısından taahhüttü nedir?

– Bu terapi nerede yapılacak? Bu terapiyi yapabilmek için ruhsat ya da sertifikalı bir mekan gerekli mi

Profesyonel ve tanınmış bir terapist yada terapist programı bu soruları kolayca ve açıkça cevaplamalıdır. Sizin memnuniyetinizi cevaplamayacak bir başarısızlık sizi durdurmalı ve çocuğunuza gereken tedaviye izin vermeden önce sizi daha fazla araştırma için harekete geçirmelidir.

Kaynakça:

100 Soruda Otizm – Aileler ve Uzmanlar İçin El Kitabı (Campion Quinn)
Bebeklikten Erişkinliğe Otizm Aileler için Kılavuz (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)
Otizm Spektrum Bozuklukları Tanı ve Takip (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)

SELİM PARLAK

Teknik Öğretmen (Psikoloji) MS

Algı Grup Yöneticisi

 

Kaynak: ÖÇED

1 2 3 4

Search

+

 

DUYURU

ALGI ABA TERAPİ MERKEZİNİN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ HK;

ALGI ABA TERAPİ ve ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ

2007-2008 Akademik Yılında eğitim ve öğretime başlayan kurumumuz, bu sene 12. yılını geride bıraktı. 12 yıllık gelişimimiz içinde, Dünya ve ülkemiz özel eğitim tarihinden, kültüründen ve camiasından güç aldığımız kurumumuz, aynı zamanda geleceğe vizyoner bakan anlayışla da önümüzü açtı. Bu anlamda açıldığımız günden bu güne, topluma faydalı olabilmek adına çıktığımız yolda, sistemimizde devam eden tüm çocuk ve ailelerimizin yaşam kalitelerini yükselttik ve yükseltmeye de devam ediyoruz. 7 Dokunuş ismini verdiğimiz takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitlediğimiz çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır. Saygın, itibarlı, güvenilir bir “Algı” oluşturmaya devam ediyoruz.

Amerika Atlanta’da bulunan, 2012 yılından bu güne know-how aldığımız ALL KİDS FİRST kurumu, BHCOE– Behavior Health Center of Excellence kurumu tarafından akreditasyona layık görülmüştür. Aile ve terapist memnuniyetinde, aile eğitiminde, terapist hizmet içi eğitiminde, ABA etik kurallarında, terapist kualifikasyonunda, ABA alanında, öğrenci gelişim oranı alanlarında  %95 başarı kriterini yakaladığı için bu yetkiyi hak etmiştir. Partnerimizin bu akreditasyona layık görülmesinden dolayı gururluyuz.

ALGI GRUP bünyesinde yer alan ve AR-GE birimimiz olan ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ; ABA Terapi beraberinde sırasıyla, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, oyunla tedavi, çocuk gelişim testleri, zihin kuramı, yetişkin psikiyatrisi, beslenme ve yeme bozuklukları yaklaşımları ile çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Tüm bunların ışığında bugün sizlerle uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve yeni bir uygulama olarak kurumumuza kazandıracağımız, “oyun temelli sosyal beceri grupları” ndan da bahsetmekten gurur duyuyorum. En geç bu yıl sonuna kadar tam gün ve yarım gün programları ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Böylelikle bir çatı altında, özel çocuklarımız ve aileleri için gerekli tüm eğitim öğretim ortamının var olmasını sağlamış olacağız.

Bu bağlamda bizler de gördük ki, sadece ABA Terapi yapmıyoruz. Zaman içinde hizmet çeşitliliğimize kattığımız ve katacağımız başlıklardan dolayı ismimizin yanına ek getirmek kaçınılmaz gibi duruyordu. “Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi” olarak bundan böyle anılmaktan gurur duyacağımızı bildirmek isterim.

Çok güçlü bir kadro ve uyumlu bir takım çalışması ile yapılacağına inandığımız, eğitimde yüksek standartların gerçekleştirilmesi, tüm programlarımızın buna hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.

Sevgilerimle,

Selim Parlak

Kurucu / Direktör

Algı ABA Terapi ve Çocuk  Gelişim Merkezi