fbpx

E.J.Ç.’nin Aile Memnuniyet Mektubu

Oğlumuz 2013 doğumlu. İlk bebeklik döneminden itibaren herhangi bir sıkıntısı olmadan gelişim gösterdi, 13-14 aylıkken yürümeye başladı. Kendisiyle iki farklı dilde konuştuğumuz ve çevremizdekilerin erkek çocukları geç konuşur dedikleri için konuşamıyor olmasına pek takılmadık. Televizyon ve tablet-telefonun zararlı etkilerini bu dönemde fark edince tümünü kaldırdık. Önce bir sene anne-çocuk oyun grubuna gönderdik, ardından bir sene kreşe devam etti. Kreşte bize gruplara dahil olmadığı ve bir uzman desteği almamız gerektiği söylenince bir arayışa geçtik. Ve bu dönemde yolumuz Algı ABA kurumuyla kesişti. Yapılan değerlendirmede, oğlumuz takvim yaşı olarak 5 yaşında olmasına rağmen kaba motor becerileri hariç olmak üzere diğer tüm kategorilerden takvim yaşının oldukça altındaydı. Birkaç kelime dışında hiçbir şey konuşmuyor, söylenenleri anlamıyor, göz teması kurmuyor, akranlarıyla bir araya gelip oyun oynamıyordu. Şu anda ABA terapisinde 6 ayı geride bıraktık ve oğlumuzdaki büyük gelişimi/değişimi evde biz, okulda öğretmenleri, çevremizde ailemiz ve komşularımız çok net bir şekilde gözlemliyoruz. Bir örnek vermek gerekirse; bu satırları yazmadan henüz 2 gün öncesinde oğlumuzun oyun parkında “beraber kayalım” diyerek başka bir çocuğun elini tutması ve kaydıraktan beraber kaymaları, etkileşim kurmak için ilk adımı atması bundan 6 ay öncesinde bizim için hayal bile edilemeyecek bir durumdu. Çocuğunda ismine tepki vermeme, göz teması kurmaktan kaçınma, oyuncaklarıyla işlevi dışında oynama veya akranlarıyla bir araya gelmeme gibi şeyler gözlemleyen ailelerin vakit kaybetmeden bir gelişim testi yaptırmalarını tavsiye ediyor ve başta terapistimiz olmak üzere, her türlü sorumuza yanıt veren koordinatörümüze ve Algı Aba ailesine çok teşekkür ediyoruz.

E.J.Ç.’nin Ailesi

Yarık Dudak ve Damak Nedir?

YARIK DUDAK VE DAMAK NEDİR? (YDD)

YDD, üst çene kemiği ve ağız tavanını oluşturan yumuşak doku ve kemik dokuları oluşturan embriyonik uzantıların yetersiz birleşmesinden ileri gelmektedir.

ÇOCUĞUN BAKIMINDA ÖNEMLİ OLAN HUSUSLAR

YDD’li çocukların bakımında önemli bazı noktalar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Beslenme, havayolunun korunması, orta kulak hastalıkları ve eşlik etme ihtimali olan diğer anomalilerdir.

BESLENME:

YDD’li bir yenidoğan yeterli emme hareketi yapabilir ancak yeterli emiş gücü oluşturamaz. Bu nedenle YDD’li bir yenidoğanın emzirilerek beslenmeye çalışılması yeterli büyüme ve gelişmeyi sağlamaz. Eğer anne sütü veya hazır mamalar bebeğin yutağına ulaştırılabilirse herhangi bir beslenme problemi yaşanmaz. Bu nedenle biberonun emziği bebeğin ağzına iyice yerleştirilmelidir. Beslenme için deliği genişletilmiş normal bir biberon kullanılabilir. Bu bebekleri kaşıkla beslemek de mümkündür. Hangi yöntemle beslenirse beslensin bebek beslenme sırasında yatayla 45 derece açı yapacak şekilde tutulmalı ve yutma işlemine yerçekiminin yardımı sağlanmalıdır.

HAVAYOLU:

DDY’li bebeklerde solunum yolu tıkanıklığı olabilir. Bu durumu engellemenin en basit yolu bebeği yüzükoyun yatırmaktır.

ORTA KULAK HASTALIKLARI:

YDD’li bebeklerde orta kulak ve yutak arasında havalandırma görevi yapan östaki tüpünün görevini yeterli yapamamasından kaynaklanan orta kulak iltihaplanmaları oldukça sık görülür. Bu durumun tedavisi açısından ilk basamakta aile hekiminin ve gerekiyorsa kulak burun ve boğaz uzmanının görüşü alınmalıdır. İşitme kaybı oluşmasının engellenmesi açısından odyolog ve kulak burun boğaz uzmanının takibi gereklidir.

AMELİYAT SONRASI BAKIM VE BESLENME

Ameliyat sonrası dönemde bebeğin beslenmesi için sıvı gıdalar 2.5-3 hafta süre ile tercih edilir. Yoğurt, dondurma ve çorba gibi yiyecekler tercih edilmelidir. YDD deformitesi düzeltilmiş olan bir bebek ameliyat sonrasında en az bir ay süre ile emzirilmemelidir. Ameliyat sonrası üçüncü haftada iyileşmenin değerlendirilmesi için hastalar tekrar görülür. 2.5 yaşında ise ses kalitesi ve konuşma gelişimi açısından yeniden değerlendirilir.

YARIK DUDAK VE DAMAĞA BAĞLI DİL BOZUKLUKLARI

Dil bozuklukları çoğunlukla sesletim hataları kadar belirgin gözlenmezler. Çoğu durumda normal gelişmekle birlikte, diğer problemler eşlik ettiğinde ortaya çıkabilir. Dilin gecikmeli gelişim göstermesi 4 yaştan sonra müdahalelerle birlikte normalleşebilir. İşitme kaybı, duyusal problemler, gelişimsel bozukluklar varsa belirgin dil bozuklukları gözlenir. Alıcı dil genel olarak normal ancak ifade edici dilde gerilik gözlenir.

YARIK DUDAK VE DAMAĞA BAĞLI KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Eğer damak operasyonlarına erken müdahale edilmemişse ya da onarım sağlanamamışsa görülebilir. Basınç gerektiren ünsüzlerde yaşanan sorunlar, işitilebilir ya da işitilemeyen burundan hava kaçağı, ünlülerin bozulması gibi sorunlar olabilir. /s/,/z/,/p/,/b/,/f/,/v/ gibi seslerin üretiminde sorun yaşayabilirler.

YARIK DUDAK VE DAMAĞA BAĞLI SES BOZUKLUKLARI

DDY’li çocuklarda sesin boğuk çıkması, ses yoğunluğunun azalması ve perde çeşitliliğinin azalması gibi sorunlarda eşlik edebilir. Aynı zamanda bu çocukların ses üretimi sırasında hava burunlarına kaçtığı için hipernazalite ve nazal kaçak görülebilir. Bu da çocukların sanki burunlarından konuşuyormuş gibi duyulmasına sebep olur.

YARIK DUDAK VE DAMAK BOZUKLUĞUNDA DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ

Ailelerin erken dönemde çocuklarını dil ve konuşma terapistine götürmesi çok önemlidir. Dil ve konuşma terapisti düzenli olarak çocuğun dil ve konuşma gelişimini değerlendirir, risk durumları belirler. Ayrıca çocuğun konuşmasının yanı sıra beslenmeyle ilgili güçlüklerinin en aza indirgenmesine yardımcı olur.

 

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Otizmde Dil ve Konuşma Problemleri Nedir?

Otizm Spektrum Bozukluğuna Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), belirtileri erken çocukluk döneminde başlayan nörogelişimsel bir bozukluktur. DSM-V kriterlerine göre, toplumsal iletişim ve etkileşimde güçlükler ile sınırlı-yineleyici davranış örüntüleri (tekrarlayıcı davranışlar) alanlarındaki yetersizlikle kendini gösterir.

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarda dil ve iletişim bozuklukları, konuşmada gecikme ya da konuşmanın hiç ortaya çıkmamasından, sözcük ve cümleler kuran çocukların dili sosyal etkileşimsel bir amaca yönelik etkili kullanmada yani dilin işlevsel kullanımında sorunlar yaşamalarına kadar geniş bir dağılımda görülebilir. OSB olan çocuklarda, söz öncesi dönemde jestler, taklit, ortak dikkat gibi sözel olmayan sosyal iletişim davranışlarda sınırlılıklar yaşanır. Sözel dilin kazanıldığı durumlarda ise çocukların dil gelişim özelliklerinde farklılıklar görülmektedir. Çocuklarda ses bilgisi (fonoloji), sözdizimi (sentaks) ve biçim birim (morfoloji) kısmen iyi gelişirken; kullanım bilgisi (pragmantik) ve anlam bilgisi (semantik) bileşenlerinde bozukluklar görülmektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğun’da Semantik-Pragmatik Bozukluk

Anlam bilgisi (semantik), bir dildeki sözcüklerin anlamları ve sözcükler arası bağlantıları yöneten kurallar sistemidir. Basitçe “ne demek istiyorsun?” sorusunun yanıtını anlam bilgisi bileşeni oluşturur. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarda görülen anlam bilgisi bileşenine ilişkin sınırlılıkların arasında, sözcük bulmada sorunlar yaşamak ve uydurulmuş, anlamlı olmayan sözcük kullanmak sıralanabilir. Kullanım bilgisi (pragmatik) dilin kullanımının sosyal bileşenini oluşturmaktadır. Kullanım bilgisine ilişkin özellikler, sohbet başlatma, sohbette sıra alma, konu değiştirme, konuşmayı düzenleme, duruma uygun sözcük üretme ve deneyimler ile olayları öyküleme olarak sıralanabilir. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarda kullanım bilgisi bileşeninde görülen bozukluklar, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB)’nin tanı ölçütlerinden biri olarak ele alınmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarda dilin kullanım bilgisine ilişkin bozukluklar, söz öncesi dönemde ortak dikkat ve jestler gibi erken dönem sözel olmayan sosyal iletişim becerilerinde bozukluklarla başlamakta, sözel dilin kazanımı ile ise yeni sohbet konusu başlatma, sohbette konuya ilişkin sözce üretme, iletişim kopukluklarını düzeltme gibi dilin işlevsel kullanımına ilişkin bozukluklarla kendini göstermektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğun’da Apraksi

Otizm Spektrum Bozukluğu’nda (OSB) görülen iletişim problemlerinden bir diğeri de apraksidir. Bilinci yerinde, anlaması normal ya da normale yakın bir bireyin normal kas tonusu ve kordinasyonu olmasına rağmen, amaca yönelik- istemli hareketleri yerine getirememesine apraksi diyoruz. Apraksisi olan kişiler konuşma için gerekli motor planlamayı ve ses üretimini yapamaz.  Bu durum çocukta bulunan apraksi seviyesine göre değişiklik gösterir. Apraksisi olan çocuklarımızda alıcı dil, ifade edici dile göre çok daha iyidir. Konuşma apraksisi ve oral apraksi Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklarımızda da sık rastladığımız bir problemdir, fakat hiçbir hastalığa bağlı olmaksızın kendi başına da görülebilir. Oral apraksisi olan kişiler sözlü olmayan hareketlerin istemli kontrolünü sağlamada güçlük çekerler. Örneğin, dilini çıkarmasını söylediğinizde bunu yerine getirmede zorlanırlar. Konuşma apraksisi olan kişilerde konuşmaya yardımcı olan organlarda herhangi bir zayıflık, felç durumu olmamasına rağmen motor planlamamayı yapamamasından dolayı istenilen sesleri üretemezler.

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Kekemelik Nedir?

Kekemeliğin nedenleri nelerdir?

Kekemeliğin asıl sebebi hala bilinmemektedir. Muhtemel etkiler arasında ise, konuşma kaslarının koordinasyon bozukluğu, nefes problemleri, dil gelişim seviyesinde problem olması, diğer iletişimsel problemler ve yaşamsal stresler yer alır. Aynı zamanda kuvvetle muhtemeldir ki kekemeliğe sebep olan durum ile kekemeliğin artış ve ilerleyişine sebep olan durumlar birbirilerinden oldukça farklıdır. Kekemelik büyük ihtimalle genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin karışımına bağlı olarak ortaya çıkar ve farklı kişiler için farklı oluşum sebepleri vardır. Kekemeliği olan çocukların, akıcı konuşması olan çocuklardan daha fazla oranda psikolojik problemleri olması ihtimali yoktur! Ancak bunun yanı sıra kekemelik problemi ile başa çıkmak kişiler için zorlayıcı olabilir ve bu da kişinin yaşam kalitesini kötü yönde etkileyebilir.

Kekemelik hangi yaşta ortaya çıkar?

Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş).

Kekemelik cinsiyete göre farklılık gösterir mi?

Kekemelik erkek çocuklarda kız çocuklara göre 4 kat daha fazla görülür.

Kekemeliğin tedavisi var mı?

Kekemelik erken dönemde müdahale edilmesi gereken bir akıcılık bozukluğudur. Kekemelik erken yaşta tedavi edilebilen, kronik halde ise kısmen  kontrol edilebilen bir bozukluktur.

Konuşma akıcılığı bozuk olan bir çocuğa nasıl yaklaşmalısınız?

Çocuklar akıcı konuşmadıklarının farkında olmayabilirler. Böyle bir durumda akıcılık bozukluğuna dikkati çekmemek gerekir. “dur ve yeniden söyle”, “konuşmaya başlamadan önce düşün”, “daha yavaş konuş” ya da “dilini arı mı soktu?” gibi yorumlar durumu çözmeye yardımcı olmayacaktır. Çocuğun ne anlatmakta olduğuna odaklanın ve onu dikkatle, sabırla dinleyin, çocuğun bunu nasıl söylediğine odaklanmayın. Eğer çocuğun konuşmasına bağlı olarak üzülmekte olduğunu gözlüyorsanız ona konuşma güçlüğü içinde olduğunu fark edip anlayışla karşıladığınızı destek olacak şekilde hissettirebilir, söyleyebilirsiniz. “bunu söylemek biraz zor oldu gibi gözüküyor”, “bunlar olabilir” ya da “bazen kişiler konuşmakta güçlük çekebilirler” gibi yorumlar çocuğun kekemelik ile daha etkili bir şekilde başa çıkmayı öğrenmesine yardımcı olacaktır.

Konuşma akıcılığı bozuk olan bir yetişkine nasıl yaklaşmalısınız ?

Kekemeliği olan yetişkinler de akıcı konuşabilen yetişkinlerle aynı oranda konuşarak ifade ettikleri fikirlerine önem verilmesini , sabır ve dikkatle dinlenmeyi hak etmektedirler. Bu kişilerle konuşurken başka yerlere bakmayın, onları acele ettirmeyin, sözlerini kesmeyin ya da onların yerine cümleleri tamamlamayın! Sizin yardım amacıyla gösterdiğiniz bu çabalar endişe ve heyecanın artmasına, konuşma problemine daha fazla odaklanıp sıkılmaya yol açacak, durumu olduğundan daha kötü hale getirecektir.

Bu problem konusunda kimlerden yardım alabilirsiniz?

Çocuk ve yetişkinlerdeki kekemelik problemleri konusunda deneyimi olan Dil ve Konuşma Terapistleri kekemeliği olan kişileri değerlendirme ve tedavi etme konusunda eğitim almış kişilerdir. Uzman Dil ve Konuşma Terapistleri kekemeliği olan kişileri teşhis, değerlendirme ve tedavi etme konusunda yetkili olan uzmanlardır.

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir?

Dil ve Konuşma Bozukluklarında Erken Müdahalenin Önemi:

Erken müdahale ve bireysel ihtiyaçlara uygun olarak belirlenmiş yöntemler hedeflere ulaşmada oldukça başarılı sonuçlar verir. Her şeyden önce, uygun bir değerlendirme ile mevcut durum analiz edilmeli ve geç kalınmadan bir program belirlenmelidir.

Erken çocukluk döneminde ilk 3 yıl çok önemlidir. Bu 3 yıl içerisinde çocuğun fiziksel, bilişsel, iletişim, sosyal ve öz bakım becerilerindeki gerilikler ve aynı zamanda bilişsel, sosyal ve iletişim becerileri için temel yapı taşı olan dil ve konuşma geriliklerinin tespiti ne kadar erken olur ise terapiden yararlanma düzeyi de o kadar artacaktır. Bu yüzden ilk 3 yılda gelişimsel gerilik, işitme kaybı, otizm, motor bozukluklar, artikülasyon bozuklukları, yarık damak dudak gibi dil ve konuşma gelişimini etkileyen durumlar da tanı konulur konulmaz dil ve konuşma terapisi alınması, çocuğun yaşına uygun düzeyde dil ve konuşma gelişim düzeyini yakalaması açısından oldukça önemlidir. Dil edinimi 7 yaşa kadar gerçekleşirken 7 yaşından sonra dil edinilmez öğrenilir. Bu yüzden ne kadar erken müdahale de bulunulur ise o kadar olumlu sonuçlar beklenebilir. ‘Nasılsa konuşur’ ya da ‘Babası da geç konuşmuştu’ yaklaşımı ile gecikmiş müdahaleler vakanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkiler.

 

Gecikmiş Dil ve Konuşma Nedir?

Gecikmiş dil ve konuşma, dil edinim süreçlerinin çeşitli nedenlere bağlı olarak ‘normal’ olarak kabul edilen zamandan daha uzun sürmesi ve yaşıtlarından bu açıdan geri kalması olarak tanımlanmaktadır. Normal gelişim açısından bakıldığında bir çocuğun 12-18 aylar arasında ilk sözcüklerini söylemesi, tek sözcüklerden oluşan dağarcığı yaklaşık 50 sözcüğe ulaştığında (24. ay civarı) cümle kurmaya başlaması, 3 yaşındaki çocukların ise daha uzun, karmaşık ve kurallı cümleler kurması beklenir. Dil edinimi süresinde normal kabul edilen veya edilmeyen gecikmeler olabilir. Bir çocuğun 3 yaşına gelmiş olmasına rağmen cümle kuramıyor olması yani isteklerini hala işaretlerle ifade etmesi, 4 yaşını doldurmasına rağmen anlaşılırlığın çok düşük olması, 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen hala /l/ ve /r/ seslerini üretmekte güçlü çekmesi durumlarında bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından bir an önce değerlendirilmesi gerekir. Bu durum iki şekilde ortaya çıkmış olabilir. Çocuk ses üretebilecek beceriye sahip olabilir fakat bununla ilgili bilgisi yeterli olmayabilir. Ya da çocuğun bilgisi dilbilgisel olarak yaşına uygundur fakat konuşma seslerini üretecek bilgisi yetersizdir. Gecikmiş dil ve konuşma sorunu olan çocuklar dil sistemini yaşıtlarına göre daha geç edindikleri için okul döneminde okuma-yazma ve öğrenme güçlükleri yaşayabilmektedirler. Hangi dil ve konuşma probleminin uzman müdahalesine ihtiyaç duyduğu dil ve konuşma bozuklukları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Çocuğun eksiklikleri,  yetersiz olduğu belirlenen becerilerin gelişimsel edinim sırası ve çocuğun bireysel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilecek bir terapi programı ile giderilmesi gerekir.

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Dizartri Nedir?

Dizartri Nedir?

Dizartri, Dizartri bir motor konuşma bozukluğudur. Dudak, dil ve diyafram da dahil olmak üzere, konuşma üretimi için kullanılan kasların bozulmuş hareketinden kaynaklanır. Dizartri tipi ve şiddeti, sinir sisteminin hangi alanının etkilendiğine bağlıdır.. Dizartrinin sebebi, konuşurken kullanılan kasların kontrol ya da koordine edilmesinde güçlük yaşanması ya da bu kasların zayıf olmasıdır. Dizartri çoğunlukla anlaşılması zor olabilen geveleme tarzında ya da yavaş konuşmayla karakterizedir.

Dizartrinin sık görülen sebepleri inme, beyin hasarı, beyin tümörü, yüz felcine ya da zayıflığına sebep olan durumlar ve dejeneratif bozukluklardır. Dizartri ayrıca sakinleştirici ilaçlar ya da uyuşturucular gibi bazı maddeler sebebiyle de oluşabilir.

Dizartrinin tedavisi, mümkünse, altta yatan sebebe yöneliktir ve bu, konuşmayı düzeltebilir. Konuşma terapisi, genellikle, dizartrili kişilerin konuşmasını düzeltmek için faydalıdır. Eğer dizartri, reçeteli ilaçlar sebebiyle oluşursa, ilaçları değiştirmenin ya da bırakmanın faydası olabilir.

Dizartri rahatsızlığı, genellikle beynin konuşmada kullanılan motor kasları yöneten bölümlerinde hasar oluşması sonucunda meydana gelmektedir. Parkinson, ALS, MS gibi bazı hastalıklar da dizartriye sebebiyet verebilmektedir. Beyin tümörleri, felç geçirilmesi, doğum öncesi anomaliler de bu rahatsızlığa neden olan diğer etmenlerden bazıları olarak sıralanabilir.

Dizartri rahatsızlığı, genellikle beynin konuşmada kullanılan motor kasları yöneten bölümlerinde hasar oluşması sonucunda meydana gelmektedir. Parkinson, ALS, MS gibi bazı hastalıklar da dizartriye sebebiyet verebilmektedir. Beyin tümörleri, felç geçirilmesi, doğum öncesi anomaliler de bu rahatsızlığa neden olan diğer etmenlerden bazıları olarak sıralanabilir.

Dizartrisi olan kişinin sizi rahatlıkla anlayacağını unutmayınız. Bu sebeple konuşurken yavaş veya yüksek sesle konuşmaya gerek yoktur.

Dizartisi olan kişinin konuşması ve size cevap verebilmesi için zaman tanımak gerekir. Onu anlayamıyorsanız anlamış gibi yapmayıp, onun bunu bilmesini sağlayın. Kağıt kalem kullanmak yardımcı olabilir.

Uzman yardım gerektiği için Dil ve Konuşma Terapisi alınmalıdır.

 

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

İşitme Kaybı Nedir?

İŞİTME KAYBINA BAĞLI DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI

İşitme kaybına bağlı dil ve konuşma problemleri artikülasyon bozuklukları ve/veya gecikmiş /gelişimsel dil problemleri ile karşımıza çıkabilmektedir. Artikülasyon bozuklukları çocuğun belirli sesleri doğru çıkaramamasıdır veya hiç çıkarmamasıdır. Örneğin bir çocuk” k” harfi yerine” t “demesi ve kelimelerde her “k” gördüğü sese “t” demesi bir artikülasyon bozukluğudur. İşitme problemi yaşayan çocuklarda, işitme kaybının derecesine göre konuşma seslerinin bazılarının duyamazlar/duyamayabilirler. Konuşma sesleri 30dB civarındadır ve çocuğun kaybı bu derecelerde ise sesleri duyamayabilirler. Duyamadıkları için ise iki sesi işitsel olarak birbirlerinden ayırt edemeyebilirler. Yani bir çocuk işitsel olarak birbirine yakın iki sesi karıştırabilir, aynı şekilde duyuyor olabilir. Bu şekilde duyduğu ve farkını hissetmediği için ise konuşmada ve yazıda duyduğu gibi söyleyebilir. Ya da  İkinci bir dil ve konuşma problemimiz gecikmiş konuşma/gelişimsel  dil bozukluğuna da neden olabilir. Bu bozukluk çocuğun dil becerileri bakımından yaşıtlarını karşılayamamasıdır. Dile ait becerilerimiz, alıcı dil ve ifade edici dil becerileri olarak sınıflandırılabilir. Alıcı dil konuşulanı anlamayı kapsarken , ifade edici dil konuşmanın çıktısıdır. Yani alıcı kitabın kitap olduğunu bilmek iken, ifade edici dil ise kitap diyebilmektir. Çocuklar bebekliklerinden bu yana belirli alıcı dil ve ifade edici dil basamaklarından geçerler . Eğer ki bir çocuk yaşının gerektirdiği dil becerilerine sahip değilse gecikmiş konuşması olduğunu söyleyebiliriz. Eğer ki bir çocuk duymuyorsa konuşmayı öğrenmesi zorlaşacaktır. Çünkü çocuklar dili maruz kalarak , çevrelerinden duyarak öğrenirler . Bu yüzden küçük yaşlarda görülen ve müdahale edilmeyen işitme problemleri gecikmiş dil tablosunun ortaya çıkmasına ve çocukların dil , dolasıyla da akademik  becerilerinin geri kalmasına sebebiyet verebilir.

 

Ayla Ebru BALÇIK
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

TATİLİ DOĞRU YÖNETİN

Yaz tatili geldi. Özel gereksinimli çocuk aileleri olarak tatilde dikkat etmeniz gereken noktaları, tatili nasıl keyifli ve verimli geçirebileceğinizi yazımızda bulabilirsiniz.

Çocuklarımızın uyku, yemek gibi temel fiziksel ihtiyaçlarını oldukları rutinde tutmak önceliğimiz olmalı. Uyku düzeni çocuğunuzun odaklanma seviyesini, bilişsel becerilerini, fiziksel performansını ve duygu durumunu etkileyeceği için bu konuda hassas davranılması gerekir.

Bir diğer fiziksel ihtiyaç olan beslenmede de rutin dışına çıkmak, bizi hem tatil zamanında hem de tatil bittiğinde zorlayacaktır. Özellikle ders zamanlarında pekiştireç olan besinlerin tüketimi tatilde kontrol altında tutulmalıdır. Çocuğa pekiştireç olan besinler, onunla çalışmalar yaptığınız zamanlarda çocuk beklenen performansı sergilediğinde, bunu pekiştirmek amaçlı sunulmalıdır. Aksi bir tutum sergilemek, bu besinler verildiğinde, tatil dönüşü adaptasyon zorluğu yaşamasına sebep olacaktır.

Dozunda serbest zaman

Çocuğunuzla ev içinde olduğunuz zamanlarda ona oyuncaklarıyla serbest zaman tanıyabilirsiniz. Fakat bu zamanın boşa harcanmadığından emin olun. Serbest zaman için ayrılacak en elverişli süreyi çocuğunuzun özel durumuna ve ihtiyaçlarına göre sizin saptamanız en doğrusu olacaktır.  Bu zamanı da belirli bir sınır içinde tutmak gerekir. Serbest zamanın çocuğunuzu, içinde olması uygun olan ajandanın dışına çıkarmamasına dikkat edin. İlgisini çeken oyuncak/ materyal ve küçük yönlendirmelerle sunulan serbest zaman çocuğunuzun keyifli zaman geçirmesine ve keşifler yapmasına imkan sağlayabilir. Ama bu zamanları çocuğunuza gereğinden fazla sunarsanız tatil dönüşündeki tempoya uyum sağlayamamasına sebep olabilirsiniz.

Hareketli aktiviteler sunun

Tatil zamanını mümkün olduğunca dışarıda yapılan aktivitelerle beslemek ya da iç mekanda da çocuğunuza fiziksel aktivite yaptırmak, gün sonunda rahat bir uykuya da sebep olur. Pikniğe gitmek, çimlere basmak/ yuvarlanmak, doğada minik yürüyüşler, suyla temas gibi deneyimler çocuğunuzun birçok uyaranla tanışması için fırsat olabilir. Top oynamak, bir şeyin üzerinde dengede durmak gibi çocuğunuzun durum ve ihtiyaçlarına göre düzenlenebilecek beceriler, oyun şeklinde sunulabilir ve onun hem fiziksel olarak güçlenmesine hem de sosyal anlamda desteklenmesine yol açar. Aktivitenin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini çocuğunuza başlamadan söylemeniz, keyifli etkinlik sonrası değişime onu hazırlar. Suyu sevenler için su oyunları, hayvanlara ilgi duyan çocuklar için bir hayvanla tanışma\temas gibi deneyimler gerçekleştirilebilir.  Birlikte bahçe işleri, toprakla temas etme, çiçek sulama/izleme gibi etkinlikler gerçekleştirmek çocuğunuzla aranizdaki bağı kuvvetlendirecektir.

Kardeşle yakınlaşma

Tatiller, özel gereksinimli çocuklarımızın normal gelişen kardeşleriyle de beraber vakit geçirmesi için büyük fırsattır. Normal gelişen çocuğunuza kardeşinin durumuyla ilgili bilgilendirme yapmak, durumu anlayıp kabullenmesine yardımcı olur. Onun anlayabileceği bir seviyede kardeşinin durumunu onunla paylaşmanız, zamanı geldikçe konuyu daha detaylandırmanız çocuğunuzun bu durum hakkında geliştirebileceği yoğun duyguları hafifletir. Beraber aktiviteler yapmak, özel gereksinimli çocuğunuzun eğitimine, ödevine diğer kardeşi dahil etmek, bakımı konusunda desteğini almak ve onu motive etmek, normal gelişen çocuğunuzu da sosyal anlamda destekleyecektir. Tatil, normal gelişen çocuğunuza özel zamanlar yaratmak ve kardeşler arasındaki ilgi dağılımını eşitlemeye çalışmak, ayrıca gereksinimleri saptamak için iyi bir zamandır.

Psikolog / ABA Terapisti

Asena ATAÇ

 

Kaynak: ÖÇED E-Dergi

Artikülasyon Nedir?

Artikülasyon ve Fonolojik (Sesbilgisel) Bozukluklar

Artikülasyon bozukluğu, kişinin konuşma seslerini yanlış veya eksik üretmesi anlamına gelmektedir. Konuşma düzeneği; gırtlak, yutak, yumuşak damak, dil, dişler, dudaklar ile birlikte ağız ve geniz boşluklarından oluşmaktadır. Sesler, akciğerlerden dışarıya doğru itilen havanın ses tellerini titreştirmesi ile oluşur (fonasyon).

Bu ham ses; sonra boğaz boşluğu, ağız boşluğu ve burun boşluğunda bir şekle girerek her insana özgü olan ses tonunu oluşturur (rezonans). Bu ses tonu sonra dil, çene, dişler, dudaklar, damak gibi yapıların hareketiyle şekillenerek konuşmada kullandığımız temel sesleri meydana getirir (artikülasyon). Ancak bu işlem sırasında artikülatör dediğimiz organlar yanlış pozisyonlara girerek artikülasyon bozukluğu oluşmasına neden olabilir. Örneğin kişi “arı” yerine “ayı”, “kitap” yerine “titap” diyebilir.

Artikülasyon bozukluğu, herkeste aynı boyutta görülmeyebilir. Ancak bu durum çocuk ya da yetişkinin sosyal, duygusal ya da iş hayatını etkileyecek boyutlara gelmişse çözümü konusunda acil müdahale gerekir. Bu tür sorunlar yaşayan bir çocuğa ailesi tarafında müdahale edilmemesi, düzeltmeler yapılmaması ve sosyal çevresi tarafından kesinlikle alaya alınmaması gerekir çünkü bu durum çocuğun kendi isteğiyle yaptığı bir durum değildir. Müdahaleler çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine acilen bir Dil ve Konuşma terapisi desteği alınması gerekir.

Fonoloji, dili oluşturan konuşma sesleriyle ilgilenen bir uzmanlık alanıdır. Fonolojik bozukluğu olan kişilerde, kişinin çeşitli sesleri yanlış kullanması, seslerinin yerlerini değiştirmesi ya da sesleri düşürmesi görülmektedir.

Fonolojik bozuklukta hatalarda tutarsızlık görülmektedir. Örneğin kişi “kitap” yerine bir sefer “kipat”, bir sefer “tipak” diyebilir.

      Fonolojik bozukluk ve artikülasyon bozukluğu arasındaki farklar nelerdir?

  • Artikülasyon bozukluğu, bir konuşma bozukluğu iken fonolojik bozukluk, bir dil bozukluğudur.
  • Artikülasyon bozukluğunda hatalar tutarlılık gösterirken, fonolojik bozuklukta hatalar tutarsızdır.

Artikülasyon bozukluğunda hedef ses, kişinin dağarcığında bulunmazken, fonolojik bozuklukta hedef ses kişinin ses dağarcığında bulunabilir.

 

Ayla Ebru Balçık
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Afyonkarahisar’da 7 Dokunuş Sunumu Gerçekleştirdik

Akarçay Afyonkarahisar Özel Eğitim Kurumu ve Algı Grup iş birliği ile düzenlenen “Özel Eğitimde İyi Örnekler Buluşması ‘7 Dokunuş” Sunumu 26 Haziran 2019 Çarşamba günü Afyon Doğa Koleji seminer salonunda gerçekleşmiştir.
Afyonkarahisar Özel Akarçay Özel Eğitim Kurucusu Nalan Kaplan kısa bir açılış konuşması sonrasında, Algı Grup Kurucuları Selim Parlak ve Parin Yakupyan, Algı ABA Terapi Merkezi Program Koordinatörü Yardımcısı Merve Şen “7 Dokunuş” sunumunu gerçekleştirmiştir.
Seminerde; Öğrencinin ilk ABLLS ve PEP-R değerlendirilmesi ve karşılaştırılması, performans ölçümü, mezuniyet süreci Otizm tanısı almış bir çocuğun hikayesi ve eğitim süreci anlatıldı.
Amerika’dan özel olarak gelen Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü, MS, BCBA, EI ve ABA Uzmanı Nicky Nükte Altıkulaç tecrübelerinden yararlanıldığı Yoğun Erken Destek Biriminin işleyişini, ABA (Applied Behavioral Analysis) veya Türkçe karşılığı UDA (Uygulamalı Davranış Analizi) ne olduğunu, çocuklara olan faydaları ve etkilerini (data, form ve istatistikler üzerinden anlatımı), ailelerin kabul süreçlerini, eğiteme olan katkılarını, tecrübeleriyle paylaştılar.
1 2 3 14

Search

+

 

DUYURU

ALGI ABA TERAPİ MERKEZİNİN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ HK;

ALGI ABA TERAPİ ve ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ

2007-2008 Akademik Yılında eğitim ve öğretime başlayan kurumumuz, bu sene 12. yılını geride bıraktı. 12 yıllık gelişimimiz içinde, Dünya ve ülkemiz özel eğitim tarihinden, kültüründen ve camiasından güç aldığımız kurumumuz, aynı zamanda geleceğe vizyoner bakan anlayışla da önümüzü açtı. Bu anlamda açıldığımız günden bu güne, topluma faydalı olabilmek adına çıktığımız yolda, sistemimizde devam eden tüm çocuk ve ailelerimizin yaşam kalitelerini yükselttik ve yükseltmeye de devam ediyoruz. 7 Dokunuş ismini verdiğimiz takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitlediğimiz çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır. Saygın, itibarlı, güvenilir bir “Algı” oluşturmaya devam ediyoruz.

Amerika Atlanta’da bulunan, 2012 yılından bu güne know-how aldığımız ALL KİDS FİRST kurumu, BHCOE– Behavior Health Center of Excellence kurumu tarafından akreditasyona layık görülmüştür. Aile ve terapist memnuniyetinde, aile eğitiminde, terapist hizmet içi eğitiminde, ABA etik kurallarında, terapist kualifikasyonunda, ABA alanında, öğrenci gelişim oranı alanlarında  %95 başarı kriterini yakaladığı için bu yetkiyi hak etmiştir. Partnerimizin bu akreditasyona layık görülmesinden dolayı gururluyuz.

ALGI GRUP bünyesinde yer alan ve AR-GE birimimiz olan ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ; ABA Terapi beraberinde sırasıyla, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, oyunla tedavi, çocuk gelişim testleri, zihin kuramı, yetişkin psikiyatrisi, beslenme ve yeme bozuklukları yaklaşımları ile çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Tüm bunların ışığında bugün sizlerle uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve yeni bir uygulama olarak kurumumuza kazandıracağımız, “oyun temelli sosyal beceri grupları” ndan da bahsetmekten gurur duyuyorum. En geç bu yıl sonuna kadar tam gün ve yarım gün programları ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Böylelikle bir çatı altında, özel çocuklarımız ve aileleri için gerekli tüm eğitim öğretim ortamının var olmasını sağlamış olacağız.

Bu bağlamda bizler de gördük ki, sadece ABA Terapi yapmıyoruz. Zaman içinde hizmet çeşitliliğimize kattığımız ve katacağımız başlıklardan dolayı ismimizin yanına ek getirmek kaçınılmaz gibi duruyordu. “Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi” olarak bundan böyle anılmaktan gurur duyacağımızı bildirmek isterim.

Çok güçlü bir kadro ve uyumlu bir takım çalışması ile yapılacağına inandığımız, eğitimde yüksek standartların gerçekleştirilmesi, tüm programlarımızın buna hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.

Sevgilerimle,

Selim Parlak

Kurucu / Direktör

Algı ABA Terapi ve Çocuk  Gelişim Merkezi