fbpx

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencileri Algı ABA Terapi Merkezini Ziyaret Etti

Algı Grup ve Koç Üniversitesi işbirliği çerçevesinde Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. Sınıf Psikiyatri Stajı kapsamında, 15 Kasım 2018 tarihinde Otizm Spektrum Bozukluklarında kanıta dayalı özel eğitimleri yerinde gözlemlemek ve tartışmak amacıyla, Algı Özel Eğitim Kurumları merkezlerimize ziyaret gerçekleştirmişlerdir.

Algı ABA Terapi Merkezi ve Algı Özel Eğitim Merkezi’nde eğitim gören özel gereksinimli çocuklarımızın seanslarını gözlemleyen öğrenciler, Özel eğitim sürecinde aile desteğinin önemi, Çocuğun alacağı tanıya karşı ailelerin göstermiş olduğu dirençler, Çocukların eğitim programlarının içerikleri, Öğretmenlerin ailelere seanslar hakkındaki geri bildirim aktarılması konularında bilgi sahibi oldular;

Gözlem sonrasında Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, çocukların terapist ve koordinatörlerinden ayrıntılı bilgiler aldılar.

Soru cevap şeklinde gerçekleşen kısa toplantıda Algı Özel Eğitim Kurumları kurucularından Parin Yakupyan, Koç Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dr. Tuba Mutluer, Algı Özel Eğitim Merkezi Aile Danışmanı/Psikolog Türker Omcacıoğlu ve Algı ABA Terapi Merkezi Yardımcı Direktörü Elif Sanal Çalık eğitim programları hakkında bilgiler verdi.

Yeni Bir Otizm Terapisi Öncesi Ailelerin Yanıt Bulması Gereken Sorular

Beklentiniz ne olursa olsun çocuğunuz için doğru terapi türünü seçmek kolay bir iş değildir.

Söz konusu otizmli çocuklar olduğunda, davranışsal belirtileri geliştirmeyi amaçlayan birçok program mevcuttur. Bazıları otizme sebep olan temel problemleri bile “düzeltmeyi” vaad eder. Her çocuk en etkili terapilere bile cevap vermeyebilir ve bazı çocuklara da az popüler tedavilerin iyi geldiği görülmektedir. Ebeveynler mümkün olduğunca en çok önerilen terapiyi bulmalıdır, çünkü her terapi kabul edilen bilimsel gerçeklerle temellendirilmez ve her yeterli programda, eğitimli öğretmenleri ve terapistleri işe almaz. Bir ebeveynin araştırması terapinin çocuk üzerindeki etkilerini araştırmayla sınırlandırılmamalıdır. Aynı zamanda çocuğun ailesi ve kardeşlerine etkisi de araştırılmalıdır.

Amerika Otizm Topluluğu ve Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü, bir ebeveynin, yeni bir otizm terapisi hakkında sorması gereken sorulardan başlıklar üretmiştir. Aşağıdaki sorular bu başlıklardan temel alınmıştır.

– Tedavi çocuğa zarar verecek mi? Bu tedaviden zarar gören herhangi bir çocuk var mı?

– Tedavinin başarısızlığı çocuğumu ve ailemi nasıl etkileyecek?

– Tedavinin bilimsel geçerliliği var mı? Araştırmam için bilimsel eser sağlayabilir misiniz?

– Çocuğumun süreci nasıl değerlendirilecek? Çocuğumun davranışları sıkı bir şekilde gözlemlenip kaydedilecek mi? Belirlenmiş değerlendirme kriterleri var mı? Bilimsel geçerlilikleri var mı?

– Terapinin amaçları çocuğum için anlamlı mı? Örneğin, kendine uyarıcı davranışları yüzde 10 oranında azaltmayı amaçlayan bir terapi katılmaya değer olmayabilir.

– Bu tedavi çocuğumun mevcut programıyla nasıl birleştirilecek? Çocuğun diğer ilgi ve amaçları ile bütünsel (holistik) yaklaşımı var mı? Bir ebeveyn işlevsel müfredat, mesleki yaşam ve sosyal becerileri yok sayan bir tedaviye körü körüne bağlanmamalıdır.

– Bu program diğer çocuklar için ne kadar başarılı olmuştur?

– Ne kadar çocuk normal okullardan gitmiştir ve bu çocuklar neler sergilemişlerdir?

– Personellerin nitelikleri nelerdir? Kaç personel çocuğumla çalışabilir? Personellerin otizmli yetişkin ve çocuklarla çalışma tecrübesi ve eğitimi var mı?

– Organize edilen ve planlanan aktiviteler nelerdir? Bunları kim planlamıştır?

– Öngörülebilir günlük işler ve rutinler var mıdır?

– Çocuğumla kaç kişi ilgilenecek?

– Çocuğuma verilen görevler ve ödüller kişisel olarak motive edici olacak mı? Ödüller nelerdir? Ödül sistemi evde de uygulanacak mı? Program beni terapiye evde devam etmem için hazırlayacak mı?

– Terapi ortamı en az dikkat dağıtıcı düzeyde mi tasarlandı?

– Bu terapinin zaman ve mali tutar açısından taahhüttü nedir?

– Bu terapi nerede yapılacak? Bu terapiyi yapabilmek için ruhsat ya da sertifikalı bir mekan gerekli mi

Profesyonel ve tanınmış bir terapist yada terapist programı bu soruları kolayca ve açıkça cevaplamalıdır. Sizin memnuniyetinizi cevaplamayacak bir başarısızlık sizi durdurmalı ve çocuğunuza gereken tedaviye izin vermeden önce sizi daha fazla araştırma için harekete geçirmelidir.

Kaynakça:

100 Soruda Otizm – Aileler ve Uzmanlar İçin El Kitabı (Campion Quinn)
Bebeklikten Erişkinliğe Otizm Aileler için Kılavuz (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)
Otizm Spektrum Bozuklukları Tanı ve Takip (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)

SELİM PARLAK

Teknik Öğretmen (Psikoloji) MS

Algı Grup Yöneticisi

 

Kaynak: ÖÇED

Ödül mü, Pekiştireç mi?

Bazı katıldığım seminerlerde ailelerin “Hep ödül hep ödül diyorsunuz. Biz hayatta her şeyi ödül için yapıyoruz sanki?” sorularıyla karşılaşıyorum…

Bu soruyu kendi kendime çok düşündüm ve aslında bu tepkinin tamamen kavram karmaşasından ortaya çıktığına karar verdim. 15 senedir yurtdışında yaşıyor olmamdan ve ABA eğitimini İngilizce almış olmamdan dolayı bazen Türkçe’nin ana lisanım olmasına karşın Türkçeleştirdiğim bazı kavramlar kulağıma doğru gelmiyor, hatta karşımdaki kişinin yüzünde gülümseme bile oluşturabiliyorum. Ödül ve pekiştireç de sanırım bu tarz kavramlardan biri. “Reinforcer”‘in Türkçe karşılığı tam olarak “pekiştireç” kelimesine denk geliyor. Anlamı ise herhangi bir davranışı pekiştirmek, güçlendirmek, motive etmek için sunulan herhangi bir şey. Ödülün İngilizce karşılığı ise “Prize” kelimesine denk geliyor ve anlamı girilen bir yarışmayı kazanmak sonucunda alınan bir hediye/madalya, vs… Günlük halk dilinde her ne kadar pekiştireç ve ödül aynı anlamda kullanılıyor olsa da anlam olarak birbirinden tamamen farklı iki kelime/kavram aslında.
Böyle olunca da, seminerlerde o soruyu soran aileler ve onlar gibi düşünen yüzlerce ailenin tepkisi daha bir anlam kazanıyor benim için. Tabii ki biz günlük hayatta hep ödül almıyoruz. Hatta bazılarımız hiç almıyor. Çünkü ödül almak için bir yarışmaya girmemiz ve yarışmayı kazanmamız gerekir. Örneğin benim hiç ödülüm yok. Ödülün aksine, günlük hayattta hepimiz pekiştireçle yaşıyor, pekiştireç için yaşıyoruz. İşe gidiyoruz para (pekşitireç) kazanmak için, misafirlerimize en güzel yemeklerimizi pişiriyoruz iltifat (pekiştireç) almak için, hep koyu renk
giyiniyoruz bizi zayıf gösterdiğini söyledikleri (pekiştireç) için, fakirlere yardım ediyoruz kendimizi iyi hissettiğimiz (pekiştireç) için, bazı arkadaşlarımızla olmayı diğerlerine göre daha çok tercih ediyoruz bizi güldürdükleri (pekiştireç) için, birçok seçeneğin arasından öncelikle “o” kişi ile birlikte olmak / evlenmek istiyoruz yanında mutlu/güvenli hissettiğimiz (pekiştireç) için… Bu demektir ki, aslında farkında olmasak da hiçbirimiz pekiştireçsiz yaşayamıyoruz ve hayatımız sayısız pekiştireçler üzerine kurulu, öyle değil mi? Belki pekiştireç ve ödül arasındaki anlam ayrılığını iyi yapıp doğru yerlerde kullanmaya özen gösterirsek pekiştireçlere karşı olan negatif önyargıyı da ortadan kaldırabiliriz diye düşünüyorum.

 

Nicky Nükte ALTIKULAÇ

MS, BCBA, EI (ABA Uzmanı)
Davranış Terapisi Uzmanı

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü

 

Kaynak: ÖÇED

Otizm Hakkında En Sık Karşılaşılan 7 Mit…

ABD Hastalık Önleme ve Koordinasyon Merkezi’nin yayınladığı 2014 raporuna göre otizm her 68 çocuktan birinde görülmekte. Yine de otizm hakkındaki bilgiler yetersiz ve belirsizlikler otizm hakkında mitlerin yayılmasına neden oluyor. Doğru ve etkili bir müdahale tekniğine başlamada zaman kaybetmemek adına bu mitlerin aileler tarafından bilinmesi büyük bir önem taşıyor. İşte otizm hakkında en sık karşılaşılan 7 mit…

1. ‘Otizmin sebebi soğuk, ilgisiz ve patolojik annelerdir”
1940’lara hakim olan bu düşünce 1960’lara gelindiğinde bilimsel olarak çürütülmüştür. Bu yanlış kanı, otizmle ilgili ilk makaleyi yayımlayan Kanner’ın kendi hastası olan çocukların anneleri hakkındaki gözlemlerine dayanmaktadır. Hatta, bu anneleri betimlemek için ‘buzdolabı anne’ kavramını ortaya atmıştır. O dönemin siyasi ve sosyal olayları göz önüne alındığında ortaya atılan bu kavram ve yaklaşım yadırganmamalıdır. Bu görüşler ne yazık ki o dönemlerde oldukça ses getirmiş, birçok anne çocuğunun durumundan kendini sorumlu tutmuş ve suçluluk duygularına kapılmıştır. 1960’lara gelindiğinde tüm bu iddiaların asılsız olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya çıkarılmıştır. Ancak günümüzde klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde halen daha ilgi eksikliğinden dolayı çocuğunun otizm olduğunu düşünen anneler ile karşılaşılmaktadır.

2. ‘Ailesel özellikler otizmin nedenlerindendir’
Ailenin sosyo-ekonomik özellikleri, aile bireylerinin kişilik özellikleri ve ailenin çocuk yetiştirme tarzları otizmin nedenleri arasında gösterilmiştir. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar ile ailenin sosyo-ekonomik özellikleri veya aile bireylerinin kişilik özellikleriyle otizmin ilgisinin olmadığını ortaya çıkarılmıştır. Otizmin ebeveyn yaşı ile ilgisinin olduğunu ortaya koyan çalışmalar mevcuttur. Ebeveyn yaşı ile ilgili olarak yapılan son çalışmalarda baba yaşının 35’ten fazla olmasının çocuğunun otizmli olma riskini arttırdığı bulgusu elde edilmişken, anne yaşıyla ilgili bilgilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür.

3. ‘Teknolojik aletler otizme yol açar’
Otizmli çocukların teknolojik aletlere olan yoğun ilgisi ‘Teknoloji otizme mi yol açıyor?’ sorusunu akıllara getirmiştir. Klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde ‘Bebekken çok televizyon izledi’, ‘Tablet elinden hiç düşmezdi’, ‘Telefonu elinden alamazdık’ gibi ifadeler ile sıklıkla karşılaşılması otizmle ilgili meraklı bakışları bir anda teknoloji dünyasına çevirmiştir. Bilimsel çalışmalar otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarını ve kullandıklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, teknolojik aletlerin otizme yol açmadığı, aksine otizmli çocukların var olan ilgilerinin uygun şekilde kullanılmasıyla daha hızlı beceri edinimini sağladığı ortaya çıkarılmıştır.

4. ‘Aşılar otizme yol açar’
Günümüzde de devam eden bu inanış MMR aşısı diye adlandırılan kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşılarının otizme yol açtığını savunmaktadır. Aşı-otizm ilişkisini araştırmak için ABD’de yapılan bir çalışma OSB tanılı çocuklarda otizm belirtileri ve gelişim geriliği belirtilerinin ortaya çıkması ile MMR aşısı arasında bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Diğer taraftan MMR aşısıyla ilgili tartışmalar, bazı ülkelerde bu aşıdan vazgeçilmesine yol açmıştır. Örneğin, Japonya’da 1988-1996 yılları arasında OSB tanısı alan çocukların izlenmesi ile ilgili bir çalışmada 1993 yılında MMR aşısı durdurulduktan sonra otizm tanısında hiçbir azalma olmadığı, aksine artış olduğu bulgusu edinilmiştir. Dolayısıyla, günümüzde aşıların otizme neden olduğuna dair hiçbir bilimsel veri mevcut değildir.
Yukarıda açıklanan otizmin sebeplerine yönelik 4 mitin otizmin neden(ler)i konusunda halen net bir bilginin olmayışından kaynaklandığı göz önünde bulundurulmalıdır.

5. ‘Otizmlilerin hepsinde zeka geriliği vardır’
Halen günümüzde otizm denildiğinde ilk olarak zeka geriliğinin akla geldiği görülmektedir. Otizmli çocukların sözel iletişim becerilerinde yaşadıkları aksaklıklar, sergiledikleri davranışsal farklılıklardan dolayı toplum tarafından zeka geriliğine sahip bireyler olarak değerlendirildikleri gözlenmektedir. Halbuki otizmli bireylerin yaklaşık %40’ında çeşitli seviyelerde zeka geriliği görülmekte olup %60’nda herhangi bir zeka geriliği görülmemektedir.

6. ‘Otizmliler çok zeki olur’
Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların diğer gelişim alanlarında sergiledikleri performansa göre teknolojik aletlerin kullanımında çok daha iyi bir performans sergiledikleri görülmektedir. Bu durum örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun ebeveynlerinin ‘Ben açıp-kapamayı bilirken çocuğum internette istediği videoyu bulup izleyebiliyor, çok zeki’ yanılgısına düşüp çocuklarının üstün bir performansı olduğu düşüncesine kapıldıklarını göstermektedir. Oysa yukarıda da bahsedildiği üzere bu durum bir zeka belirtisi değil, otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarının ve kullandıklarının bir göstergesidir.
OSB olan bireylerin daha zeki algılanmasının bir diğer sebebi de bir kısmının sınırlı bir alanda yoğun ve sıra dışı ilgilerinin olmasıdır. OSB olan bazı bireyler bazı konulara aşırı ilgi duyarak o konu hakkında en ince ayrıntılara sahip olabilirler. Örneğin, günlük hayatta meydana gelen olayların tarihlerini ezbere bilmek gibi. Bu durum ailelerin çocuklarının çok zeki olduğu yanılgısına kapılmalarına yol açmaktadır. Bu durum bir zeka göstergesi değil, otizmi olan bireyin ‘ilgi takıntısına’ sahip olduğunun bir göstergesidir.

7. ‘Otizmi olanlar öğrenemez’
Aileler çocuklarının doğal yollardan bir şeyleri öğrenemediğini fark edip öğretmeye çalıştıklarında başarısız olup düştükleri bir yanılgıdır. Otizmli bireylerin normal yollarla öğrenemediği gözlenmekte ve bilinmektedir. Bu durum araştırmacıları çalışmalar yapmaya yönlendirmiş ve günümüzde bilimsel olarak ispatlanmış en etkili yöntem olan Applied Behavior Analysis’in (ABA), Türkçesi ile Uygulamalı Davranış Analizi (UDA), ortaya çıkması sağlanmıştır. ABA’e dayalı yöntemler üst üste ve sık tekrarlardan oluşmaktadır. Bu durum otizmli çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır. Otizmin bazı çocuklarda üstesinden gelinebilir bir yetersizlik olduğunu öne süren ilk uzman olan Ivaar Lovaas ‘Bir çocuk bizim yaptığımız öğretimle öğrenemiyorsa, çocuğun öğrenebildiği şekilde öğretim yapmalıyız.’ diyerek alıştığımız geleneksel öğretim kalıplarının dışına çıkma gerekliliğini dile getirmiştir.

 

Psikolog Elif Sanal ÇALIK

Algı Aba Terapi Merkezi Yardımcı Direktör

Kaynak: http://www.oced.org.tr/otizm-hakkinda-7-mit/

Sözel Davranış Yaklaşımı Hizmet İçi Eğitimimiz Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi Terapistlerine Sözel Davranış Yaklaşımı konusunda hizmet içi eğitimimiz 24 Ekim 2018 günü gerçekleşmiştir.

Algı ABA Terapi Merkezi terapistlerinden Ebru Açıkgözler’un sunmuş olduğu eğitimde Dr. Mary Lynch Barbera’nın sözel davranış yaklaşımı adlı kitabına dayandırarak, Skinner’ın Dilin davranış olarak kabul etmesi ve dilin operantlarını tanımladıktan sonra yapılan çalışmalarla geliştirilen sözel davranış yaklaşımı fırsat öğretini ve doğal ortamda öğrenme yöntemlerini kullanarak otizmli çocukların öğrenimini nasıl zenginleştirileceğini anlattı.

1. Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı Türkiye Gerçekleşti

Akademisyenlerin, özel eğitim öğretmenlerinin, çocuk gelişim uzmanlarının, psikologların, psikiyatristlerin, nörologların ve ailelerin bir araya geldiği “1. Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı Türkiye”nin ilki 22-23 Eylül Cumartesi Pazar tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı. Yurt dışından ve yurt içinden 22 konuşmacının yer aldığı konferansa katılımcıların ilgisi büyüktü.

 

Nörogelişimsel bozukluklar arasında yer alan otizm, toplumumuzda görülme sıklığı açısından hızla artıyor. Buna karşın, erken yaşta ve yoğun eğitimle otizm bulguları hafifletilebiliyor. Uygulamalı Davranış Analizi- Applied Behavior Analysis (UDA/ABA) ise, bu konuda dikkatleri üzerine çeken, köklü bir geçmişe sahip ve en umut vaat edici sonuçları sağlayan uygulama olarak öne çıkıyor. Kısa adıyla ABA ya da UDA olarak bilinen Uygulamalı Davranış Analizi konusunda Türkiye’de ilk kez bu kapsamda bir konferans gerçekleştirildi.

“1. Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı Türkiye (UDAKOT), (1. International Conference on Applied Behavior Analysis Turkey-ICABAT)”, Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği (ÖÇED)tarafından, Algı Özel Eğitim Kurumları, Serenas Group ve Haliç Kongre Merkezi işbirliği ile düzenlendi. İki gün boyunca, uluslararası ve ulusal düzeyde tanınmış ABA/UDA alanında uzmanlaşmış bilim insanının katılımıyla yapılan “1.Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı Türkiye”de otizm alanında köklü bir geçmişi olan ABA uygulamaları A’dan Z’ye ele alındı.

AÇILIŞ KONUŞMALARI YAPILDI

Sunuculuğunu Adem Kuyumcu’nun yaptığı konferans, bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’yla başladı. Ardından gelen açılış konuşmaları ise, Kurucularımızdan Parin Yakupyan, Konferans Düzenleme Eş Başkanları Nicky Nükte Altıkulaç ve Kurucularımızdan Selim Parlak, Otizm Dernekleri Federasyonu Başkanı Ergin Güngör, Özel Özel Eğitim Kurumları Derneği Başkanı Yunus Kılıç, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Metin Özaydın tarafından yapıldı.

SEKTÖRÜN ÖNEMLİ İSİMLERİ YER ALDI

Konferansta yurt dışından önemli isimler konuşmacı olarak katılarak, özel eğitim sektörü ve özellikle otizm adına önemli bilgiler paylaştı. ABA uygulamasında Amerika ve Kanada modelleri yurt dışından katılan BCBA uzmanları Nicky Nükte Altıkulaç, Lina Slim-Topdjian, Ling LyTan, Deirdre Muldoon ve Pelin Eraktan’ın sunumuyla ele alınırken, Türkiye’deki ABA çalışmaları Türkiye Davranış Analizi Birimi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Elif Tekin İftar tarafından anlatıldı. İlk gün gerçekleşen oturumlarda “Dil ve Konuşma”, “Problem Davranışlarda İşlevsel Davranış Analizinin Kullanımı”, “Otizmli Çocuklarda Yeme Problemleri Eğitimi”, İstanbul Çocuk Ergen Psikiyatri Enstitüsü’nden Nahit Motavallı Mukaddes’in hazırladığı “Otizmde İyileşme Mümkün Mü?” gibi önemli konular masaya yatırıldı. Konferansın ikinci gününde ise; Nöropsikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Öget Öktem Tanör’ün konuşmacı olarak katıldığı oturumda “Zihin Kuramı”, Nişantaşı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayriyem Zeynep Altan’a ayrılan oturumda “Nöroçeşitlilik ve Sosyal Algının Biçimlendirilmesi, Özel Filmler ve Özel Kahramanlar” gibi konular konuşuldu.

AİLE ÖYKÜLERİ DE PAYLAŞILDI

Şimdiye kadar yapılan tüm konferanslardan farklı olarak ailelerin sesine ve tecrübesine de yer veren “1.Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı Türkiye”de, ABA terapisi almış çocukların anne-babalarının 40 dakikalık bir sunumu da yer aldı. Moderatörlüğünü Kurucularımızdan ve otizmli genç annesi Parin Yakupyan’ın gerçekleştirdiği bu son oturumda, Uzm. Psikolog Esra Bilge ve Yazar Nevin Penny, anne kimlikleriyle bulundu.

 

Kaynak: www.oced.org.tr

Farkında mısın?

Biruni Üniversitesi ve Algı ABA Terapi Merkezi tarafından 28 Mart 2018 tarihinde ortak düzenlenecek olan Biruni Üniversitesi Konferans Salonunda;
– Özel Eğitimde 7 Dokunuş (Vaka Öyküleri)
– Özel Gereksinimli Çocuklarda Ailelerin Kabullenme Süreçleri
– Bir Anne ve Kızın Mucizesi paneli geçekleştirilecek.
* Program Sonunda Katılımcılara Katılım Belgesi Verilecektir.
 
Konuşmacılar:
Algı ABA Terapi Merkezi Yöneticisi Parin Yakupyan
Algı ABA Terapi Merkezi Program Koordinatörü Elif Sanal ÇALIK
Algı ABA Terapi Merkezi Yöneticisi Selim Parlak
İpek Bade ile Kozadan Çıkmak Kitap Yazarı Hatice Beyza Bulut
 
FARKINDA MISIN?
28 Mart Çarşamba
Saat: 13.30 – 16.30
Yer: Biruni Üniversitesi Konferans Salonu

7 Dokunuş Özel Eğitimde İyi Örnekler Buluşması C.B.’nin Öyküsü Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi olarak öğrencilerimizin eğitim sürecini değerlendireceğimiz bir proje olan “7 Dokunuş” çalışmamız olan Özel Eğitimde İyi Örnekler Buluşması C.B.nin öyküsü 19 Mart 2018 günü gerçekleşti.

Özel Eğitim emek isteyen, işbirliği içinde bulunmayı gerektiren özel bir alandır. Başarıya ulaşmak çok zor olsa da işbirliği beraberinde başarıyı getirir. Başarı ve başarısızlıklar özel eğitim sürecinde deneyim olarak geri döner.

Algı ABA Terapi Merkezi’nde öğrenim gören C.B.’nin başlangıçtan son günkü durumunu konu alan 7 Dokunuş öyküsü, özel eğitim sürecinde ilerlediğimiz yolda deneyimlerimizi paylaşmak mottosuyla ailelerimize sunuldu.

Ailelerimizin tüm dikkatleriyle izledikleri “7 Dokunuş” etkinliğini düzenlemeye devam edeceğiz.

Bu serüveni daha fazla aileye ulaştırmak adına tüm ailelerimizin katılım göstermelerini temenni ediyoruz.

ABA Terapisi Eğitim Serisi 7. Dönem İlk Modül Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü Nicky Nükte Altıkulaç’ın anlatımıyla ABA Terapisi Eğitim Serisinin ilk modülü gerçekleşti.

Türkiye’de ilk defa 2012 yılından beridir, daha önce yapılmış seminerlerden farklı olarak, ABA (Uygulamalı davranış analizi) alanında çalışacak profesyonelleri yetiştirmek üzere All Kids First, LLC. ve Algı ABA Terapi Merkezi işbirliği ile Algı Akademi bünyesinde bir eğitim serisi düzenlenmektedir. ABA Yöntemlerinin 5 modüllük serinin ilki olan 1. Modül eğitimi ABA’ye Giriş (uygulama teorileri ve temel prensipler) 11 Mart 2018  Pazar günü Algı Özel Eğitim Merkezi Seminer Salonunda gerçekleşti.

 

Devam edecek olan eğitim serilerinin tarihleri;

2. Modül- 03 HAZİRAN 2018 pazar,

3. Modül- 23 EYLÜL 2018 pazar,

4. Modül- 9 ARALIK 2018 pazar,

5. Modül- 10 MART 2019 pazar,

 

MODÜL 1 EĞİTİM SERİSİ İÇERİĞİ

ABA’ye Giriş (uygulama teorileri ve temel prensipler)

 

  • Otizm nedir, genel özellikleri
  • ABA Nedir? Kullanıldığı alanlar
  • Niye ABA?
  • Otizmde kullanılan diğer terapiler (Floortime, Brain Balance, Sensory Integration, RDI, Occupational Therapy, konuşma terapisi, glutein/casein diet, oxijen terapisi, feeding terapi, fizyoterapi ) ve ABA
  • ABA’da kullanılan diğer yöntemler (DTT, NET, VB,FBA)
  • ABA uygulama teorileri ve temel prensipler
  • Pekistirec ve Ceza Yontemi
  • Pekistirec Tarifesi
  • Ipucu prosedürü, Ipucu cesitleri
  • Klasik sartlanma, Edimsel Sartlanma , Arasindaki farkliliklar
  • A-B-C/Uyaran-davranış-sonuç denklemi
  • Davranış değiştirme tanılama ve tanımlama
  • Zincirleme yöntemi
  • Siliklestirme
  • Sondurme yöntemi, uygulanmasi, yan etkileri
  • Veri toplama ve grafiğe dökme
  • Becerilerin genelleştirilmesi
  • Etik kurallar
  • Katılımcıların sorularının cevaplanması

 

ABA (Applied Behavior Analysis (UDA – Uygulamalı Davranış Analizi)) Eğitimi 5. Modül Gerçekleşti

Türkiye’de ilk defa 2012 yılından beridir, daha önce yapılmış seminerlerden farklı olarak, ABA (Uygulamalı davranış analizi) alanında çalışacak profesyonelleri yetiştirmek üzere All Kids First, LLC. ve Algı ABA Terapi Merkezi işbirliği ile Algı Akademi bünyesinde bir eğitim serisi düzenlenmektedir. ABA Yöntemlerinin 5 modüllük serinin sonuncusu olan 5. Modül eğitimi Lovaas Yöntemi / DTT (Discrete Trial Training) 04 Mart 2018  Pazar günü Algı Özel Eğitim Merkezi Seminer Salonunda gerçekleşti.

5. Modülün tamamını alan katılımcılara ABA Eğitim sertifikaları teslim edilmiştir.
Bir sonraki 7. Dönem ilk modül 11 Mart 2018 Pazar günü gerçekleşecektir.

 

MODÜL 5

Sınıf içinde ve organizasyonlarin yönetiminde uygulanabilecek ABA yöntemleri

 

  • Modül 1, 2, 3 ve 4’un kısaca gözden geçirilmesi
  • ABA organizasyon yönetiminde nasil kullanılır
  • Etkili ogretim nedir
  • Yeni bir konu işleme teknikleri
  • Öğrencileri sınıf kurallarına uymaya motive etme teknikleri
  • Sensory ıhtiyacı olan çocuklar için sınıf aktiviteleri
  • Ek kaynak listesi
  • Değişik senaryolar üzerine teknik geliştirme alıştırmaları
  • Katilimcilarin soruların Cevaplanması
  • Konu ile ilgili kisa videolarin izlenmesi
  • Sertifikaların dağıtılması

 

Yer: ALGI ÖZEL EĞİTİM MERKEZİ.

Büyükdere cad. Mecidiyeköy Mah.

Kervangeçmez Sokak No: 10/1

Mecidiyeköy Şişli İstanbul

 

Tel:0 212 211 10 91-92

Fax:0 212 212 57 55

www.algiozelegitim.com.tr

 

1 2 3

Search

+

 

DUYURU

ALGI ABA TERAPİ MERKEZİNİN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ HK;

ALGI ABA TERAPİ ve ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ

2007-2008 Akademik Yılında eğitim ve öğretime başlayan kurumumuz, bu sene 12. yılını geride bıraktı. 12 yıllık gelişimimiz içinde, Dünya ve ülkemiz özel eğitim tarihinden, kültüründen ve camiasından güç aldığımız kurumumuz, aynı zamanda geleceğe vizyoner bakan anlayışla da önümüzü açtı. Bu anlamda açıldığımız günden bu güne, topluma faydalı olabilmek adına çıktığımız yolda, sistemimizde devam eden tüm çocuk ve ailelerimizin yaşam kalitelerini yükselttik ve yükseltmeye de devam ediyoruz. 7 Dokunuş ismini verdiğimiz takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitlediğimiz çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır. Saygın, itibarlı, güvenilir bir “Algı” oluşturmaya devam ediyoruz.

Amerika Atlanta’da bulunan, 2012 yılından bu güne know-how aldığımız ALL KİDS FİRST kurumu, BHCOE– Behavior Health Center of Excellence kurumu tarafından akreditasyona layık görülmüştür. Aile ve terapist memnuniyetinde, aile eğitiminde, terapist hizmet içi eğitiminde, ABA etik kurallarında, terapist kualifikasyonunda, ABA alanında, öğrenci gelişim oranı alanlarında  %95 başarı kriterini yakaladığı için bu yetkiyi hak etmiştir. Partnerimizin bu akreditasyona layık görülmesinden dolayı gururluyuz.

ALGI GRUP bünyesinde yer alan ve AR-GE birimimiz olan ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ; ABA Terapi beraberinde sırasıyla, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, oyunla tedavi, çocuk gelişim testleri, zihin kuramı, yetişkin psikiyatrisi, beslenme ve yeme bozuklukları yaklaşımları ile çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Tüm bunların ışığında bugün sizlerle uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve yeni bir uygulama olarak kurumumuza kazandıracağımız, “oyun temelli sosyal beceri grupları” ndan da bahsetmekten gurur duyuyorum. En geç bu yıl sonuna kadar tam gün ve yarım gün programları ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Böylelikle bir çatı altında, özel çocuklarımız ve aileleri için gerekli tüm eğitim öğretim ortamının var olmasını sağlamış olacağız.

Bu bağlamda bizler de gördük ki, sadece ABA Terapi yapmıyoruz. Zaman içinde hizmet çeşitliliğimize kattığımız ve katacağımız başlıklardan dolayı ismimizin yanına ek getirmek kaçınılmaz gibi duruyordu. “Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi” olarak bundan böyle anılmaktan gurur duyacağımızı bildirmek isterim.

Çok güçlü bir kadro ve uyumlu bir takım çalışması ile yapılacağına inandığımız, eğitimde yüksek standartların gerçekleştirilmesi, tüm programlarımızın buna hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.

Sevgilerimle,

Selim Parlak

Kurucu / Direktör

Algı ABA Terapi ve Çocuk  Gelişim Merkezi