fbpx
aba-terapi

Engellilik Araştırmaları Konferansında Çalıştay Düzenledik

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NDEN ENGELLİLİK ARAŞTIRMALARI KONFERANSI ve “ABA TERAPİ ATÖLYESİ”
İstanbul Üniversitesi Engelliler Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Engelliler Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen “Dünden Bugüne Engellilik” temalı Engellilik Araştırmaları Konferansı 15-16 Kasım 2018 tarihleri arasında, Üniversite’nin Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.

16 Kasım 2018 Cuma günü saat 11.30-12.30 arasında “ABA Terapi ile Öğretim Süreci ve Bir Vaka Sunumu”‘nu Algı Grup kurucularından Selim Parlak, Algı ABA Terapi Merkezi Koordinatörü Özge Özgeç Gürel ve ABA Terapisti Hazal Önder tarafından 3 nolu salonda gerçekleşti.

Çalıştayda, data analiz formlarının öğretimi gerçekleşti ve uygulamalı olarak katılımcılardan bu data analizlerin doldurmaları istendi.

Soru-cevap ve öğretim şeklinde geçen çalıştaya katılım oldukça yoğundu.

Ayrıca Yedi Dokunuş atölyemizin yanı sıra konferansta 15 uygulamalı atölye; Danstan tasarıma, eğitimden bağımsız yaşama, engellilik deneyiminin farklı boyutları uygulamalı atölyelerde katılımcı ortamlar yaratarak deneyimlendi.

Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettik

Algı ABA Terapi Merkezi olarak 08 Kasım 2018 tarihinde Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret ettik.

Algı Grup Yöneticilerinden Selim Parlak ve Parin Yakupyan’ın yanı sıra Algı ABA Terapi Merkezi Direktör Yardımcısı Psikolog Elif Sanal Çalık da yer aldı.

Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Kurum yöneticisi Beyza Sonyavuz ile alandaki sorunları ve eğitimde kaliteyi yükseltmenin yollarını konuştuk.

Özel Tekirdağ Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Yeni Bir Otizm Terapisi Öncesi Ailelerin Yanıt Bulması Gereken Sorular

Beklentiniz ne olursa olsun çocuğunuz için doğru terapi türünü seçmek kolay bir iş değildir.

Söz konusu otizmli çocuklar olduğunda, davranışsal belirtileri geliştirmeyi amaçlayan birçok program mevcuttur. Bazıları otizme sebep olan temel problemleri bile “düzeltmeyi” vaad eder. Her çocuk en etkili terapilere bile cevap vermeyebilir ve bazı çocuklara da az popüler tedavilerin iyi geldiği görülmektedir. Ebeveynler mümkün olduğunca en çok önerilen terapiyi bulmalıdır, çünkü her terapi kabul edilen bilimsel gerçeklerle temellendirilmez ve her yeterli programda, eğitimli öğretmenleri ve terapistleri işe almaz. Bir ebeveynin araştırması terapinin çocuk üzerindeki etkilerini araştırmayla sınırlandırılmamalıdır. Aynı zamanda çocuğun ailesi ve kardeşlerine etkisi de araştırılmalıdır.

Amerika Otizm Topluluğu ve Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü, bir ebeveynin, yeni bir otizm terapisi hakkında sorması gereken sorulardan başlıklar üretmiştir. Aşağıdaki sorular bu başlıklardan temel alınmıştır.

– Tedavi çocuğa zarar verecek mi? Bu tedaviden zarar gören herhangi bir çocuk var mı?

– Tedavinin başarısızlığı çocuğumu ve ailemi nasıl etkileyecek?

– Tedavinin bilimsel geçerliliği var mı? Araştırmam için bilimsel eser sağlayabilir misiniz?

– Çocuğumun süreci nasıl değerlendirilecek? Çocuğumun davranışları sıkı bir şekilde gözlemlenip kaydedilecek mi? Belirlenmiş değerlendirme kriterleri var mı? Bilimsel geçerlilikleri var mı?

– Terapinin amaçları çocuğum için anlamlı mı? Örneğin, kendine uyarıcı davranışları yüzde 10 oranında azaltmayı amaçlayan bir terapi katılmaya değer olmayabilir.

– Bu tedavi çocuğumun mevcut programıyla nasıl birleştirilecek? Çocuğun diğer ilgi ve amaçları ile bütünsel (holistik) yaklaşımı var mı? Bir ebeveyn işlevsel müfredat, mesleki yaşam ve sosyal becerileri yok sayan bir tedaviye körü körüne bağlanmamalıdır.

– Bu program diğer çocuklar için ne kadar başarılı olmuştur?

– Ne kadar çocuk normal okullardan gitmiştir ve bu çocuklar neler sergilemişlerdir?

– Personellerin nitelikleri nelerdir? Kaç personel çocuğumla çalışabilir? Personellerin otizmli yetişkin ve çocuklarla çalışma tecrübesi ve eğitimi var mı?

– Organize edilen ve planlanan aktiviteler nelerdir? Bunları kim planlamıştır?

– Öngörülebilir günlük işler ve rutinler var mıdır?

– Çocuğumla kaç kişi ilgilenecek?

– Çocuğuma verilen görevler ve ödüller kişisel olarak motive edici olacak mı? Ödüller nelerdir? Ödül sistemi evde de uygulanacak mı? Program beni terapiye evde devam etmem için hazırlayacak mı?

– Terapi ortamı en az dikkat dağıtıcı düzeyde mi tasarlandı?

– Bu terapinin zaman ve mali tutar açısından taahhüttü nedir?

– Bu terapi nerede yapılacak? Bu terapiyi yapabilmek için ruhsat ya da sertifikalı bir mekan gerekli mi

Profesyonel ve tanınmış bir terapist yada terapist programı bu soruları kolayca ve açıkça cevaplamalıdır. Sizin memnuniyetinizi cevaplamayacak bir başarısızlık sizi durdurmalı ve çocuğunuza gereken tedaviye izin vermeden önce sizi daha fazla araştırma için harekete geçirmelidir.

Kaynakça:

100 Soruda Otizm – Aileler ve Uzmanlar İçin El Kitabı (Campion Quinn)
Bebeklikten Erişkinliğe Otizm Aileler için Kılavuz (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)
Otizm Spektrum Bozuklukları Tanı ve Takip (Prof.Dr. Nahit Motavalli MUKADDES)

SELİM PARLAK

Teknik Öğretmen (Psikoloji) MS

Algı Grup Yöneticisi

 

Kaynak: ÖÇED

Ödül mü, Pekiştireç mi?

Bazı katıldığım seminerlerde ailelerin “Hep ödül hep ödül diyorsunuz. Biz hayatta her şeyi ödül için yapıyoruz sanki?” sorularıyla karşılaşıyorum…

Bu soruyu kendi kendime çok düşündüm ve aslında bu tepkinin tamamen kavram karmaşasından ortaya çıktığına karar verdim. 15 senedir yurtdışında yaşıyor olmamdan ve ABA eğitimini İngilizce almış olmamdan dolayı bazen Türkçe’nin ana lisanım olmasına karşın Türkçeleştirdiğim bazı kavramlar kulağıma doğru gelmiyor, hatta karşımdaki kişinin yüzünde gülümseme bile oluşturabiliyorum. Ödül ve pekiştireç de sanırım bu tarz kavramlardan biri. “Reinforcer”‘in Türkçe karşılığı tam olarak “pekiştireç” kelimesine denk geliyor. Anlamı ise herhangi bir davranışı pekiştirmek, güçlendirmek, motive etmek için sunulan herhangi bir şey. Ödülün İngilizce karşılığı ise “Prize” kelimesine denk geliyor ve anlamı girilen bir yarışmayı kazanmak sonucunda alınan bir hediye/madalya, vs… Günlük halk dilinde her ne kadar pekiştireç ve ödül aynı anlamda kullanılıyor olsa da anlam olarak birbirinden tamamen farklı iki kelime/kavram aslında.
Böyle olunca da, seminerlerde o soruyu soran aileler ve onlar gibi düşünen yüzlerce ailenin tepkisi daha bir anlam kazanıyor benim için. Tabii ki biz günlük hayatta hep ödül almıyoruz. Hatta bazılarımız hiç almıyor. Çünkü ödül almak için bir yarışmaya girmemiz ve yarışmayı kazanmamız gerekir. Örneğin benim hiç ödülüm yok. Ödülün aksine, günlük hayattta hepimiz pekiştireçle yaşıyor, pekiştireç için yaşıyoruz. İşe gidiyoruz para (pekşitireç) kazanmak için, misafirlerimize en güzel yemeklerimizi pişiriyoruz iltifat (pekiştireç) almak için, hep koyu renk
giyiniyoruz bizi zayıf gösterdiğini söyledikleri (pekiştireç) için, fakirlere yardım ediyoruz kendimizi iyi hissettiğimiz (pekiştireç) için, bazı arkadaşlarımızla olmayı diğerlerine göre daha çok tercih ediyoruz bizi güldürdükleri (pekiştireç) için, birçok seçeneğin arasından öncelikle “o” kişi ile birlikte olmak / evlenmek istiyoruz yanında mutlu/güvenli hissettiğimiz (pekiştireç) için… Bu demektir ki, aslında farkında olmasak da hiçbirimiz pekiştireçsiz yaşayamıyoruz ve hayatımız sayısız pekiştireçler üzerine kurulu, öyle değil mi? Belki pekiştireç ve ödül arasındaki anlam ayrılığını iyi yapıp doğru yerlerde kullanmaya özen gösterirsek pekiştireçlere karşı olan negatif önyargıyı da ortadan kaldırabiliriz diye düşünüyorum.

 

Nicky Nükte ALTIKULAÇ

MS, BCBA, EI (ABA Uzmanı)
Davranış Terapisi Uzmanı

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü

 

Kaynak: ÖÇED

Problem Davranışlarla Başa Çıkma Yollarında ABA Yaklaşımının Kullanılması

ABA (Applied Behavioral Analysis), ısırma, yeme problemleri, öfke nöbetleri gibi problem davranışlarla basa çıkmada oldukça başarılı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

Çocuğun, sosyal çevresine uyumunu zorlaştıran, kendisine ve çevresindekilere zarar veren, öğrenmesini olumsuz yönde etkileyen, öğrenme sürecini zorlaştıran, gerçek performansını göstermesini engelleyen davranışlarını “problem davranış” ya da “olumsuz davranışlar” olarak tanımlayabiliriz. Çocuklarımız çevresindekiler ile iletişim kurmak, sosyal ilgi/dikkat çekmek, duyusal uyarı elde etmek ve istemedikleri ortamdan kaçmak gibi sebeplerle problem davranışta bulunurlar. Okul öncesi dönemde en çok görülen, problem davranış örneklerini; ısırma, öfke nöbetleri, yemek yeme problemleri, uyku zamanı yaşanan zorluklar/direnme, paylaşmamak olarak verebiliriz. Aslında yetişkinler olarak hepimiz zaman zaman olumsuz duygular yaşarız. Fakat bu olumsuz duygularımızı çevre tarafından kabul edilebilir bir görüntüde sergileme becerisine sahibiz. Fakat çocuklarımız henüz bu kontrolü tam olarak sağlayamadıklarından bazen bu olumsuz duygularını bizim problem davranış olarak nitelendirdiğimiz şekilde ifade ediyorlar.

ABA (Applied Behavioral Analysis), problem davranışlarla basa çıkmada oldukça başarılı bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. ABA genel olarak davranış bilimi prensiplerini günlük hayatta, günlük ortamlarda uygulayarak bireyin yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bir bilim dalıdır. Davranışı etkileyen değişkenleri kontrol altında tutarak ya da değiştirerek, davranışı da değiştirebileceğimizi savunur. Her davranışın bir işlevi olduğunu göz önünde bulundurursak, her davranış ya öncesindeki bir olaydan tetiklenir yada sonrasındaki bir olay tarafından pekiştirilir. Dolayısıyla, problem davranışın işlevini bulmadan, davranışı değiştirmemiz pek mümkün olamamaktadır. ABA yaklaşımını kullanarak problem davranışları değiştirme yönteminde, ilk yapmamız gereken değiştirmeyi hedeflediğimiz davranışı gözlemlemektir. Bu, bize davranışı tetikleyen yada pekiştiren olay hakkında yani davranışın işlevi hakkında objektif bir hipotez geliştirmemize yardımcı olur. Davranışın işlevini bulduktan sonra çocuğa aynı işlevi verecek alternatif bir davranış öğretilip bu davranış pekiştirilir. Bu süreç içinde gözlenen problem davranışlar göz ardı edilir. Çünkü pekiştirilmeyen davranış yok olmaya mahkumdur. Bu süreç sonunda çocuğunuz çevre tarafından daha kabul edilebilir, olumlu alternatif davranışı öğrenmiş, artık pekiştirilmeyen problem davranışı ise unutmuş olacaktır. Bu yaklaşıma bir örnek vermek gerekirse, sınıfta oyuncağını elinden almak isteyen arkadaşını ısıran bir çocuğu ele alalım. Bu davranışı gözlemlediğimizde çocuğumuzun yanına gelen ve elinden oyuncağını almak isteyen her arkadaşını ısırdığını görüyoruz. Böylece hiçbir arkadaşı elinden oyuncağını alamıyor. Dolayısıyla davranış, oyuncağını kimseyle paylaşmamak olarak pekişiyor. Bu durumda yapılacak olan çocuğa “ısırmak” yerine arkadaşına “bu benim”, “benim sıram”, “paylaşmak istemiyorum” gibi, yine ısırmakla aynı işlevi görecek alternatif bir davranış öğretilir. Her fırsatta çocuğun alternatif davranışta bulunması sağlanır ve bu davranış olumlu ifadelerle pekiştirilir.
Bu süreç içinde çocuk problem davranışta bulunduğunda bu davranışa yorum yapmadan ondan beklenen alternatif davranışta bulunması sağlanır ve bu davranış pekiştirilir. Zaman içinde çocuk yeni alternatif davranışı öğrenmiş, problem davranışı unutmuş olacaktır. Bu müdahale programı uygulanırken aynı zamanda çocuğun paylaşma becerisini geliştirmek için de çalışmalar yapılır.

Bu problem davranışı değiştirme süreci içinde göz önünde bulundurulması gereken en önemli nokta, artık pekiştirilmeyen problem davranış sönmeye başlamadan önce daha kötüleşip sonra sönmeye başlayacak olmasıdır. Ailenin ve eğitimcinin bu konuda hazırlıklı olup, istemeden problem davranışı pekiştirmemesi çok önemlidir.

 

Nicky Nükte ALTIKULAÇ

MS, BCBA, EI (ABA Uzmanı)
Davranış Terapisi Uzmanı

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü

Otizm Hakkında En Sık Karşılaşılan 7 Mit…

ABD Hastalık Önleme ve Koordinasyon Merkezi’nin yayınladığı 2014 raporuna göre otizm her 68 çocuktan birinde görülmekte. Yine de otizm hakkındaki bilgiler yetersiz ve belirsizlikler otizm hakkında mitlerin yayılmasına neden oluyor. Doğru ve etkili bir müdahale tekniğine başlamada zaman kaybetmemek adına bu mitlerin aileler tarafından bilinmesi büyük bir önem taşıyor. İşte otizm hakkında en sık karşılaşılan 7 mit…

1. ‘Otizmin sebebi soğuk, ilgisiz ve patolojik annelerdir”
1940’lara hakim olan bu düşünce 1960’lara gelindiğinde bilimsel olarak çürütülmüştür. Bu yanlış kanı, otizmle ilgili ilk makaleyi yayımlayan Kanner’ın kendi hastası olan çocukların anneleri hakkındaki gözlemlerine dayanmaktadır. Hatta, bu anneleri betimlemek için ‘buzdolabı anne’ kavramını ortaya atmıştır. O dönemin siyasi ve sosyal olayları göz önüne alındığında ortaya atılan bu kavram ve yaklaşım yadırganmamalıdır. Bu görüşler ne yazık ki o dönemlerde oldukça ses getirmiş, birçok anne çocuğunun durumundan kendini sorumlu tutmuş ve suçluluk duygularına kapılmıştır. 1960’lara gelindiğinde tüm bu iddiaların asılsız olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya çıkarılmıştır. Ancak günümüzde klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde halen daha ilgi eksikliğinden dolayı çocuğunun otizm olduğunu düşünen anneler ile karşılaşılmaktadır.

2. ‘Ailesel özellikler otizmin nedenlerindendir’
Ailenin sosyo-ekonomik özellikleri, aile bireylerinin kişilik özellikleri ve ailenin çocuk yetiştirme tarzları otizmin nedenleri arasında gösterilmiştir. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar ile ailenin sosyo-ekonomik özellikleri veya aile bireylerinin kişilik özellikleriyle otizmin ilgisinin olmadığını ortaya çıkarılmıştır. Otizmin ebeveyn yaşı ile ilgisinin olduğunu ortaya koyan çalışmalar mevcuttur. Ebeveyn yaşı ile ilgili olarak yapılan son çalışmalarda baba yaşının 35’ten fazla olmasının çocuğunun otizmli olma riskini arttırdığı bulgusu elde edilmişken, anne yaşıyla ilgili bilgilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür.

3. ‘Teknolojik aletler otizme yol açar’
Otizmli çocukların teknolojik aletlere olan yoğun ilgisi ‘Teknoloji otizme mi yol açıyor?’ sorusunu akıllara getirmiştir. Klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde ‘Bebekken çok televizyon izledi’, ‘Tablet elinden hiç düşmezdi’, ‘Telefonu elinden alamazdık’ gibi ifadeler ile sıklıkla karşılaşılması otizmle ilgili meraklı bakışları bir anda teknoloji dünyasına çevirmiştir. Bilimsel çalışmalar otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarını ve kullandıklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, teknolojik aletlerin otizme yol açmadığı, aksine otizmli çocukların var olan ilgilerinin uygun şekilde kullanılmasıyla daha hızlı beceri edinimini sağladığı ortaya çıkarılmıştır.

4. ‘Aşılar otizme yol açar’
Günümüzde de devam eden bu inanış MMR aşısı diye adlandırılan kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşılarının otizme yol açtığını savunmaktadır. Aşı-otizm ilişkisini araştırmak için ABD’de yapılan bir çalışma OSB tanılı çocuklarda otizm belirtileri ve gelişim geriliği belirtilerinin ortaya çıkması ile MMR aşısı arasında bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Diğer taraftan MMR aşısıyla ilgili tartışmalar, bazı ülkelerde bu aşıdan vazgeçilmesine yol açmıştır. Örneğin, Japonya’da 1988-1996 yılları arasında OSB tanısı alan çocukların izlenmesi ile ilgili bir çalışmada 1993 yılında MMR aşısı durdurulduktan sonra otizm tanısında hiçbir azalma olmadığı, aksine artış olduğu bulgusu edinilmiştir. Dolayısıyla, günümüzde aşıların otizme neden olduğuna dair hiçbir bilimsel veri mevcut değildir.
Yukarıda açıklanan otizmin sebeplerine yönelik 4 mitin otizmin neden(ler)i konusunda halen net bir bilginin olmayışından kaynaklandığı göz önünde bulundurulmalıdır.

5. ‘Otizmlilerin hepsinde zeka geriliği vardır’
Halen günümüzde otizm denildiğinde ilk olarak zeka geriliğinin akla geldiği görülmektedir. Otizmli çocukların sözel iletişim becerilerinde yaşadıkları aksaklıklar, sergiledikleri davranışsal farklılıklardan dolayı toplum tarafından zeka geriliğine sahip bireyler olarak değerlendirildikleri gözlenmektedir. Halbuki otizmli bireylerin yaklaşık %40’ında çeşitli seviyelerde zeka geriliği görülmekte olup %60’nda herhangi bir zeka geriliği görülmemektedir.

6. ‘Otizmliler çok zeki olur’
Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların diğer gelişim alanlarında sergiledikleri performansa göre teknolojik aletlerin kullanımında çok daha iyi bir performans sergiledikleri görülmektedir. Bu durum örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun ebeveynlerinin ‘Ben açıp-kapamayı bilirken çocuğum internette istediği videoyu bulup izleyebiliyor, çok zeki’ yanılgısına düşüp çocuklarının üstün bir performansı olduğu düşüncesine kapıldıklarını göstermektedir. Oysa yukarıda da bahsedildiği üzere bu durum bir zeka belirtisi değil, otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarının ve kullandıklarının bir göstergesidir.
OSB olan bireylerin daha zeki algılanmasının bir diğer sebebi de bir kısmının sınırlı bir alanda yoğun ve sıra dışı ilgilerinin olmasıdır. OSB olan bazı bireyler bazı konulara aşırı ilgi duyarak o konu hakkında en ince ayrıntılara sahip olabilirler. Örneğin, günlük hayatta meydana gelen olayların tarihlerini ezbere bilmek gibi. Bu durum ailelerin çocuklarının çok zeki olduğu yanılgısına kapılmalarına yol açmaktadır. Bu durum bir zeka göstergesi değil, otizmi olan bireyin ‘ilgi takıntısına’ sahip olduğunun bir göstergesidir.

7. ‘Otizmi olanlar öğrenemez’
Aileler çocuklarının doğal yollardan bir şeyleri öğrenemediğini fark edip öğretmeye çalıştıklarında başarısız olup düştükleri bir yanılgıdır. Otizmli bireylerin normal yollarla öğrenemediği gözlenmekte ve bilinmektedir. Bu durum araştırmacıları çalışmalar yapmaya yönlendirmiş ve günümüzde bilimsel olarak ispatlanmış en etkili yöntem olan Applied Behavior Analysis’in (ABA), Türkçesi ile Uygulamalı Davranış Analizi (UDA), ortaya çıkması sağlanmıştır. ABA’e dayalı yöntemler üst üste ve sık tekrarlardan oluşmaktadır. Bu durum otizmli çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır. Otizmin bazı çocuklarda üstesinden gelinebilir bir yetersizlik olduğunu öne süren ilk uzman olan Ivaar Lovaas ‘Bir çocuk bizim yaptığımız öğretimle öğrenemiyorsa, çocuğun öğrenebildiği şekilde öğretim yapmalıyız.’ diyerek alıştığımız geleneksel öğretim kalıplarının dışına çıkma gerekliliğini dile getirmiştir.

 

Psikolog Elif Sanal ÇALIK

Algı Aba Terapi Merkezi Yardımcı Direktör

Kaynak: http://www.oced.org.tr/otizm-hakkinda-7-mit/

Sözel Davranış Yaklaşımı Hizmet İçi Eğitimimiz Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi Terapistlerine Sözel Davranış Yaklaşımı konusunda hizmet içi eğitimimiz 24 Ekim 2018 günü gerçekleşmiştir.

Algı ABA Terapi Merkezi terapistlerinden Ebru Açıkgözler’un sunmuş olduğu eğitimde Dr. Mary Lynch Barbera’nın sözel davranış yaklaşımı adlı kitabına dayandırarak, Skinner’ın Dilin davranış olarak kabul etmesi ve dilin operantlarını tanımladıktan sonra yapılan çalışmalarla geliştirilen sözel davranış yaklaşımı fırsat öğretini ve doğal ortamda öğrenme yöntemlerini kullanarak otizmli çocukların öğrenimini nasıl zenginleştirileceğini anlattı.

7 DOKUNUŞ 30 MART S.A

7 Dokunuş Özel Eğitimde İyi Örnekler Buluşması S.A.’nın Öyküsü

ÖZEL EĞİTİMDE İYİ ÖRNEKLER BULUŞMASI

Özel Eğitim emek isteyen, işbirliği içinde bulunmayı gerektiren özel bir alandır. Başarıya ulaşmak çok zor olsa da işbirliği beraberinde başarıyı getirir. Başarı ve başarısızlıklar özel
eğitim sürecinde deneyim olarak geri döner. Bu sebeple özel eğitim sürecinde ilerlediğimiz yolda deneyimlerimizi paylaşmak mottosuyla “7 Dokunuş” etkinliğini düzenliyoruz. “Özel Eğitimde İyi Örnekler Buluşması”, uzmanların ve ailenin tecrübelerini paylaşacağı bir etkinlik olacaktır.

 

İÇERİK:

S.A. NIN ÖYKÜSÜ

Açılış Konuşması Direktör (Selim PARLAK)

Vaka Videosu (İlk Bakış)

Koordinatör Konuşması (Özge ÖZGEÇ GÜREL)

Terapist Konuşması (Hazal ÖNDER)

Vaka Videosu (Son Bakış)

 

TARİH: 30 Mart 2018 Cuma

SAAT: 09:00 – 10:30

YER: ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ

 

Bu Proje Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği (ÖÇED) Tarafından Desteklenmektedir.

www.oced.org.tr

 

Farkında mısın?

Biruni Üniversitesi ve Algı ABA Terapi Merkezi tarafından 28 Mart 2018 tarihinde ortak düzenlenecek olan Biruni Üniversitesi Konferans Salonunda;
– Özel Eğitimde 7 Dokunuş (Vaka Öyküleri)
– Özel Gereksinimli Çocuklarda Ailelerin Kabullenme Süreçleri
– Bir Anne ve Kızın Mucizesi paneli geçekleştirilecek.
* Program Sonunda Katılımcılara Katılım Belgesi Verilecektir.
 
Konuşmacılar:
Algı ABA Terapi Merkezi Yöneticisi Parin Yakupyan
Algı ABA Terapi Merkezi Program Koordinatörü Elif Sanal ÇALIK
Algı ABA Terapi Merkezi Yöneticisi Selim Parlak
İpek Bade ile Kozadan Çıkmak Kitap Yazarı Hatice Beyza Bulut
 
FARKINDA MISIN?
28 Mart Çarşamba
Saat: 13.30 – 16.30
Yer: Biruni Üniversitesi Konferans Salonu

ABA Terapisi Eğitim Serisi 7. Dönem İlk Modül Gerçekleşti

Algı ABA Terapi Merkezi Süpervizörü Nicky Nükte Altıkulaç’ın anlatımıyla ABA Terapisi Eğitim Serisinin ilk modülü gerçekleşti.

Türkiye’de ilk defa 2012 yılından beridir, daha önce yapılmış seminerlerden farklı olarak, ABA (Uygulamalı davranış analizi) alanında çalışacak profesyonelleri yetiştirmek üzere All Kids First, LLC. ve Algı ABA Terapi Merkezi işbirliği ile Algı Akademi bünyesinde bir eğitim serisi düzenlenmektedir. ABA Yöntemlerinin 5 modüllük serinin ilki olan 1. Modül eğitimi ABA’ye Giriş (uygulama teorileri ve temel prensipler) 11 Mart 2018  Pazar günü Algı Özel Eğitim Merkezi Seminer Salonunda gerçekleşti.

 

Devam edecek olan eğitim serilerinin tarihleri;

2. Modül- 03 HAZİRAN 2018 pazar,

3. Modül- 23 EYLÜL 2018 pazar,

4. Modül- 9 ARALIK 2018 pazar,

5. Modül- 10 MART 2019 pazar,

 

MODÜL 1 EĞİTİM SERİSİ İÇERİĞİ

ABA’ye Giriş (uygulama teorileri ve temel prensipler)

 

  • Otizm nedir, genel özellikleri
  • ABA Nedir? Kullanıldığı alanlar
  • Niye ABA?
  • Otizmde kullanılan diğer terapiler (Floortime, Brain Balance, Sensory Integration, RDI, Occupational Therapy, konuşma terapisi, glutein/casein diet, oxijen terapisi, feeding terapi, fizyoterapi ) ve ABA
  • ABA’da kullanılan diğer yöntemler (DTT, NET, VB,FBA)
  • ABA uygulama teorileri ve temel prensipler
  • Pekistirec ve Ceza Yontemi
  • Pekistirec Tarifesi
  • Ipucu prosedürü, Ipucu cesitleri
  • Klasik sartlanma, Edimsel Sartlanma , Arasindaki farkliliklar
  • A-B-C/Uyaran-davranış-sonuç denklemi
  • Davranış değiştirme tanılama ve tanımlama
  • Zincirleme yöntemi
  • Siliklestirme
  • Sondurme yöntemi, uygulanmasi, yan etkileri
  • Veri toplama ve grafiğe dökme
  • Becerilerin genelleştirilmesi
  • Etik kurallar
  • Katılımcıların sorularının cevaplanması

 

1 2 3 4

Search

+

 

DUYURU

ALGI ABA TERAPİ MERKEZİNİN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ HK;

ALGI ABA TERAPİ ve ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ

2007-2008 Akademik Yılında eğitim ve öğretime başlayan kurumumuz, bu sene 12. yılını geride bıraktı. 12 yıllık gelişimimiz içinde, Dünya ve ülkemiz özel eğitim tarihinden, kültüründen ve camiasından güç aldığımız kurumumuz, aynı zamanda geleceğe vizyoner bakan anlayışla da önümüzü açtı. Bu anlamda açıldığımız günden bu güne, topluma faydalı olabilmek adına çıktığımız yolda, sistemimizde devam eden tüm çocuk ve ailelerimizin yaşam kalitelerini yükselttik ve yükseltmeye de devam ediyoruz. 7 Dokunuş ismini verdiğimiz takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitlediğimiz çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır. Saygın, itibarlı, güvenilir bir “Algı” oluşturmaya devam ediyoruz.

Amerika Atlanta’da bulunan, 2012 yılından bu güne know-how aldığımız ALL KİDS FİRST kurumu, BHCOE– Behavior Health Center of Excellence kurumu tarafından akreditasyona layık görülmüştür. Aile ve terapist memnuniyetinde, aile eğitiminde, terapist hizmet içi eğitiminde, ABA etik kurallarında, terapist kualifikasyonunda, ABA alanında, öğrenci gelişim oranı alanlarında  %95 başarı kriterini yakaladığı için bu yetkiyi hak etmiştir. Partnerimizin bu akreditasyona layık görülmesinden dolayı gururluyuz.

ALGI GRUP bünyesinde yer alan ve AR-GE birimimiz olan ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ; ABA Terapi beraberinde sırasıyla, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, oyunla tedavi, çocuk gelişim testleri, zihin kuramı, yetişkin psikiyatrisi, beslenme ve yeme bozuklukları yaklaşımları ile çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Tüm bunların ışığında bugün sizlerle uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve yeni bir uygulama olarak kurumumuza kazandıracağımız, “oyun temelli sosyal beceri grupları” ndan da bahsetmekten gurur duyuyorum. En geç bu yıl sonuna kadar tam gün ve yarım gün programları ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Böylelikle bir çatı altında, özel çocuklarımız ve aileleri için gerekli tüm eğitim öğretim ortamının var olmasını sağlamış olacağız.

Bu bağlamda bizler de gördük ki, sadece ABA Terapi yapmıyoruz. Zaman içinde hizmet çeşitliliğimize kattığımız ve katacağımız başlıklardan dolayı ismimizin yanına ek getirmek kaçınılmaz gibi duruyordu. “Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi” olarak bundan böyle anılmaktan gurur duyacağımızı bildirmek isterim.

Çok güçlü bir kadro ve uyumlu bir takım çalışması ile yapılacağına inandığımız, eğitimde yüksek standartların gerçekleştirilmesi, tüm programlarımızın buna hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.

Sevgilerimle,

Selim Parlak

Kurucu / Direktör

Algı ABA Terapi ve Çocuk  Gelişim Merkezi