fbpx

Otizm Hakkında En Sık Karşılaşılan 7 Mit…

ABD Hastalık Önleme ve Koordinasyon Merkezi’nin yayınladığı 2014 raporuna göre otizm her 68 çocuktan birinde görülmekte. Yine de otizm hakkındaki bilgiler yetersiz ve belirsizlikler otizm hakkında mitlerin yayılmasına neden oluyor. Doğru ve etkili bir müdahale tekniğine başlamada zaman kaybetmemek adına bu mitlerin aileler tarafından bilinmesi büyük bir önem taşıyor. İşte otizm hakkında en sık karşılaşılan 7 mit…

1. ‘Otizmin sebebi soğuk, ilgisiz ve patolojik annelerdir”
1940’lara hakim olan bu düşünce 1960’lara gelindiğinde bilimsel olarak çürütülmüştür. Bu yanlış kanı, otizmle ilgili ilk makaleyi yayımlayan Kanner’ın kendi hastası olan çocukların anneleri hakkındaki gözlemlerine dayanmaktadır. Hatta, bu anneleri betimlemek için ‘buzdolabı anne’ kavramını ortaya atmıştır. O dönemin siyasi ve sosyal olayları göz önüne alındığında ortaya atılan bu kavram ve yaklaşım yadırganmamalıdır. Bu görüşler ne yazık ki o dönemlerde oldukça ses getirmiş, birçok anne çocuğunun durumundan kendini sorumlu tutmuş ve suçluluk duygularına kapılmıştır. 1960’lara gelindiğinde tüm bu iddiaların asılsız olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ile ortaya çıkarılmıştır. Ancak günümüzde klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde halen daha ilgi eksikliğinden dolayı çocuğunun otizm olduğunu düşünen anneler ile karşılaşılmaktadır.

2. ‘Ailesel özellikler otizmin nedenlerindendir’
Ailenin sosyo-ekonomik özellikleri, aile bireylerinin kişilik özellikleri ve ailenin çocuk yetiştirme tarzları otizmin nedenleri arasında gösterilmiştir. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar ile ailenin sosyo-ekonomik özellikleri veya aile bireylerinin kişilik özellikleriyle otizmin ilgisinin olmadığını ortaya çıkarılmıştır. Otizmin ebeveyn yaşı ile ilgisinin olduğunu ortaya koyan çalışmalar mevcuttur. Ebeveyn yaşı ile ilgili olarak yapılan son çalışmalarda baba yaşının 35’ten fazla olmasının çocuğunun otizmli olma riskini arttırdığı bulgusu elde edilmişken, anne yaşıyla ilgili bilgilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür.

3. ‘Teknolojik aletler otizme yol açar’
Otizmli çocukların teknolojik aletlere olan yoğun ilgisi ‘Teknoloji otizme mi yol açıyor?’ sorusunu akıllara getirmiştir. Klinik ortamlarda yapılan aile görüşmelerinde ‘Bebekken çok televizyon izledi’, ‘Tablet elinden hiç düşmezdi’, ‘Telefonu elinden alamazdık’ gibi ifadeler ile sıklıkla karşılaşılması otizmle ilgili meraklı bakışları bir anda teknoloji dünyasına çevirmiştir. Bilimsel çalışmalar otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarını ve kullandıklarını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, teknolojik aletlerin otizme yol açmadığı, aksine otizmli çocukların var olan ilgilerinin uygun şekilde kullanılmasıyla daha hızlı beceri edinimini sağladığı ortaya çıkarılmıştır.

4. ‘Aşılar otizme yol açar’
Günümüzde de devam eden bu inanış MMR aşısı diye adlandırılan kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşılarının otizme yol açtığını savunmaktadır. Aşı-otizm ilişkisini araştırmak için ABD’de yapılan bir çalışma OSB tanılı çocuklarda otizm belirtileri ve gelişim geriliği belirtilerinin ortaya çıkması ile MMR aşısı arasında bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Diğer taraftan MMR aşısıyla ilgili tartışmalar, bazı ülkelerde bu aşıdan vazgeçilmesine yol açmıştır. Örneğin, Japonya’da 1988-1996 yılları arasında OSB tanısı alan çocukların izlenmesi ile ilgili bir çalışmada 1993 yılında MMR aşısı durdurulduktan sonra otizm tanısında hiçbir azalma olmadığı, aksine artış olduğu bulgusu edinilmiştir. Dolayısıyla, günümüzde aşıların otizme neden olduğuna dair hiçbir bilimsel veri mevcut değildir.
Yukarıda açıklanan otizmin sebeplerine yönelik 4 mitin otizmin neden(ler)i konusunda halen net bir bilginin olmayışından kaynaklandığı göz önünde bulundurulmalıdır.

5. ‘Otizmlilerin hepsinde zeka geriliği vardır’
Halen günümüzde otizm denildiğinde ilk olarak zeka geriliğinin akla geldiği görülmektedir. Otizmli çocukların sözel iletişim becerilerinde yaşadıkları aksaklıklar, sergiledikleri davranışsal farklılıklardan dolayı toplum tarafından zeka geriliğine sahip bireyler olarak değerlendirildikleri gözlenmektedir. Halbuki otizmli bireylerin yaklaşık %40’ında çeşitli seviyelerde zeka geriliği görülmekte olup %60’nda herhangi bir zeka geriliği görülmemektedir.

6. ‘Otizmliler çok zeki olur’
Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların diğer gelişim alanlarında sergiledikleri performansa göre teknolojik aletlerin kullanımında çok daha iyi bir performans sergiledikleri görülmektedir. Bu durum örneğin 2 yaşındaki bir çocuğun ebeveynlerinin ‘Ben açıp-kapamayı bilirken çocuğum internette istediği videoyu bulup izleyebiliyor, çok zeki’ yanılgısına düşüp çocuklarının üstün bir performansı olduğu düşüncesine kapıldıklarını göstermektedir. Oysa yukarıda da bahsedildiği üzere bu durum bir zeka belirtisi değil, otizm özellikleri gösteren çocukların önemli bir bölümünün görsel uyaranları işitsel uyaranlara kıyasla daha kolay algıladıklarının ve kullandıklarının bir göstergesidir.
OSB olan bireylerin daha zeki algılanmasının bir diğer sebebi de bir kısmının sınırlı bir alanda yoğun ve sıra dışı ilgilerinin olmasıdır. OSB olan bazı bireyler bazı konulara aşırı ilgi duyarak o konu hakkında en ince ayrıntılara sahip olabilirler. Örneğin, günlük hayatta meydana gelen olayların tarihlerini ezbere bilmek gibi. Bu durum ailelerin çocuklarının çok zeki olduğu yanılgısına kapılmalarına yol açmaktadır. Bu durum bir zeka göstergesi değil, otizmi olan bireyin ‘ilgi takıntısına’ sahip olduğunun bir göstergesidir.

7. ‘Otizmi olanlar öğrenemez’
Aileler çocuklarının doğal yollardan bir şeyleri öğrenemediğini fark edip öğretmeye çalıştıklarında başarısız olup düştükleri bir yanılgıdır. Otizmli bireylerin normal yollarla öğrenemediği gözlenmekte ve bilinmektedir. Bu durum araştırmacıları çalışmalar yapmaya yönlendirmiş ve günümüzde bilimsel olarak ispatlanmış en etkili yöntem olan Applied Behavior Analysis’in (ABA), Türkçesi ile Uygulamalı Davranış Analizi (UDA), ortaya çıkması sağlanmıştır. ABA’e dayalı yöntemler üst üste ve sık tekrarlardan oluşmaktadır. Bu durum otizmli çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır. Otizmin bazı çocuklarda üstesinden gelinebilir bir yetersizlik olduğunu öne süren ilk uzman olan Ivaar Lovaas ‘Bir çocuk bizim yaptığımız öğretimle öğrenemiyorsa, çocuğun öğrenebildiği şekilde öğretim yapmalıyız.’ diyerek alıştığımız geleneksel öğretim kalıplarının dışına çıkma gerekliliğini dile getirmiştir.

 

Psikolog Elif Sanal ÇALIK

Algı Aba Terapi Merkezi Yardımcı Direktör

Kaynak: http://www.oced.org.tr/otizm-hakkinda-7-mit/

Search

+

 

DUYURU

ALGI ABA TERAPİ MERKEZİNİN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ HK;

ALGI ABA TERAPİ ve ÇOCUK GELİŞİM MERKEZİ

2007-2008 Akademik Yılında eğitim ve öğretime başlayan kurumumuz, bu sene 12. yılını geride bıraktı. 12 yıllık gelişimimiz içinde, Dünya ve ülkemiz özel eğitim tarihinden, kültüründen ve camiasından güç aldığımız kurumumuz, aynı zamanda geleceğe vizyoner bakan anlayışla da önümüzü açtı. Bu anlamda açıldığımız günden bu güne, topluma faydalı olabilmek adına çıktığımız yolda, sistemimizde devam eden tüm çocuk ve ailelerimizin yaşam kalitelerini yükselttik ve yükseltmeye de devam ediyoruz. 7 Dokunuş ismini verdiğimiz takvim yaşı ile gelişim yaşını eşitlediğimiz çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır. Saygın, itibarlı, güvenilir bir “Algı” oluşturmaya devam ediyoruz.

Amerika Atlanta’da bulunan, 2012 yılından bu güne know-how aldığımız ALL KİDS FİRST kurumu, BHCOE– Behavior Health Center of Excellence kurumu tarafından akreditasyona layık görülmüştür. Aile ve terapist memnuniyetinde, aile eğitiminde, terapist hizmet içi eğitiminde, ABA etik kurallarında, terapist kualifikasyonunda, ABA alanında, öğrenci gelişim oranı alanlarında  %95 başarı kriterini yakaladığı için bu yetkiyi hak etmiştir. Partnerimizin bu akreditasyona layık görülmesinden dolayı gururluyuz.

ALGI GRUP bünyesinde yer alan ve AR-GE birimimiz olan ALGI ABA TERAPİ MERKEZİ; ABA Terapi beraberinde sırasıyla, dil ve konuşma terapisi, fizyoterapi, oyunla tedavi, çocuk gelişim testleri, zihin kuramı, yetişkin psikiyatrisi, beslenme ve yeme bozuklukları yaklaşımları ile çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirmektedir. Tüm bunların ışığında bugün sizlerle uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve yeni bir uygulama olarak kurumumuza kazandıracağımız, “oyun temelli sosyal beceri grupları” ndan da bahsetmekten gurur duyuyorum. En geç bu yıl sonuna kadar tam gün ve yarım gün programları ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyoruz. Böylelikle bir çatı altında, özel çocuklarımız ve aileleri için gerekli tüm eğitim öğretim ortamının var olmasını sağlamış olacağız.

Bu bağlamda bizler de gördük ki, sadece ABA Terapi yapmıyoruz. Zaman içinde hizmet çeşitliliğimize kattığımız ve katacağımız başlıklardan dolayı ismimizin yanına ek getirmek kaçınılmaz gibi duruyordu. “Algı ABA Terapi ve Çocuk Gelişim Merkezi” olarak bundan böyle anılmaktan gurur duyacağımızı bildirmek isterim.

Çok güçlü bir kadro ve uyumlu bir takım çalışması ile yapılacağına inandığımız, eğitimde yüksek standartların gerçekleştirilmesi, tüm programlarımızın buna hizmet etmesi en büyük dileğimizdir.

Sevgilerimle,

Selim Parlak

Kurucu / Direktör

Algı ABA Terapi ve Çocuk  Gelişim Merkezi