Otizm teşhisi konduktan sonra ne yapacağız?

12 Şub 2014 Bülten, Genel

Psikolog Dilek Erzenli, otizmin belirtilerinin ne olduğunu, tanı konduktan sonra ailelerin ne yapması gerektiğini anlattı.

Her 100 çocuktan biri otizmli olarak doğuyor. Erkek çocuklar, kızlara oranla 3-4 kat daha yüksek risk altında.  Genetik kökenli olduğu söylense de son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar çevresel faktörlerin de otizmi tetiklediğini gösteriyor. Yani, hepimiz çocuğumuzun otizmli olma riskiyle karşı karşıyayız. Peki çocuğumuza otizm teşhisi konulduğu andan itibaren ne yapacağımızı, neyle karşı karşıya olduğumuzu biliyor muyuz?

Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi psikologlarından Dilek Erzenli, otizmi belirtileri 3 yaşa kadar görülen, gelişimsel yetersizlik ve nörolojik bozukluk olarak tanımladı. Çevresel etkenlerin de nedenler arasında yeraldığına dikkat çeken Erzenli,  otizmli çocukların birbirlerinden farklı olduğunu ancak temel ortak özellikleri bulunduğunu söyledi. Erzenli, ortak özellikleri şöyle sıraladı:

–         Göz kontağı kuramamak, diğer kişilerin duygularını adlandıramamak, arkadaşlık kurmakta zorlanmak

–         Dil gelişiminde gecikme, karşılıklı konuşmayı başlatma ve sürdürmede zorluk, yinelenen sözler ve konular

–         Düzen takıntısı, yaşam rutininin bozulmasından endişe etmek, tekrarlanan el ve vücut hareketleri, nesnelerle işlevleri dışında ilgilenmek ve kullanmak

–         Diğer çocukların arasına katılmamak

–         Uygun olmayan zamanlarda gülmek ya da kıkırdamak,

–         Ağrıya duyarsızlık

–         Yalnızlıktan hoşlanma

–         Objelere uygun olmayan şekilde tutunma ve bırakmama

–         Dikkat çekecek derecede aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik

–         Tehlikelerden korkmama

–         Topaç çevirme gibi sürekli oyunlardan hoşlanma

–         Söylenenleri tekrarlamak

–         Kucaklanmaktan hoşlanmama

Bu belirtilerden birinin varlığının görülmesi halinde bile çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğinin altını çizen psikolog Erzenli, tanı konulduktan sonra aileyi nelerin beklediğini şöyle anlattı:

“Çocuğunuza ilk otizm tanısı konduğunda önce bir şok yaşanabilir. Bazen sorunun ne olduğunu bilmek rahatlatıcı olabilir, ama aynı zamanda, üzgün kızgın veya şaşkın hissedebilirsiniz. İlk başta bu tanının çocuğunuz ve aileniz için ne anlama geldiğini anlamak zor olabilir. Ama daha sonra çocuğunuzun ihtiyacı olan yardımı aldığınızdan emin olmak için daha fazla bilgiye ihtiyacınız olacak. Ülkemizde devlet, ayda 8 saat bireysel, 4 saat grup ders hakkını otizmli çocuklara tanır. Milli Eğitim’e bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde bu dersler verilir. Fakat olması gereken aylık eğitim süresi en az 80-140 saat arasında olmalıdır, haftada 2 saatlik eğitim otizmli çocuk için yeterli değildir. Eğitim yoğun olmalıdır. Bu nedenle sizi devletin karşıladığı 12 saat haricinde ekstra dersler alacağınız dolayısıyla ekstra bütçe ayırmanız gereken bir dönem beklemektedir. Eğitimcinin otizm konusunda bilgili ve tecrübeli olması çok önemlidir. Otizm eğitiminde eğitimcinin ve eğitim kurumunun aileyi de eğitmesi, uygulamaların evde de devam etmesi gereklidir.”

Erzenli, bazı ebeveynlerin ilk başta tanıyı reddettiğini ancak bu psikolojik savunma sürecinden çabuk çıkılması gerektiğini vurgulayarak “Kabullenme sürecinde ebeveynler depresyona girebilir, eşler arasında boşanmaya varabilecek sorunlar yaşanabilir. Ebeveyn duruma alışmaya çalışırken bir yandan da yakınındaki insanlara açıklamalar yapmak zorunda kalır.Bu süreçte kendisi ile birlikte çevresini de eğitmek bilgilendirmek zorunda kalır” dedi. Erzenli, çocuğuna otizm tanısı konan ailelere psikiyatrist ve psikolojik yardım almalarını, benzer durum yaşayan ailelerle tanışmalarını, devamlı bilgi edinmeye çabalarını önerdi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Search

+